·264 syf.··Beğendi
···Okunma: 30 Mart 2026 23:25 Firuzan'ın ve hayatına dokunan büyüklerinin benzer hikayelerini, hatta bir cımbız, bir fistan ve bir halatın dile gelişini okuduğumuz bu kitapta, Anadolu kadını olur da dram olmaz mı, dercesine drama doyuyoruz. Bu tarz bir dram okumaktan hep kaçarım aslında ama bu kitabı istismar içerdiğini bilmeden okumaya başladım. Kitap tek kelimeyle HARİKAYDI, uzun bir süre etkisinden çıkamam muhtemelen.
Yazar, okuduklarımız bizi yeterince derbeder etmezse diye araya karekod ile türküler serpiştirmiş. En sona da "Firuzan"ı ekleyip bizi perperişan etmeyi hedeflemiş. Şaka bir yana "Satır Arası Türküler" konseptini çok sevdim. Benim için okumayı daha keyifli hale getirdi.
İnsanlığın var oluşundan beri tüm dünyada kadınların gördüğü muameleyi, çekilen dertleri, her şeye rağmen kadınlara susmanın öğretildiğini çok acı hikayelerle bu kitapta okuyunca tekrar anlıyoruz. Yazarımız, kitabın sonlarında kadın istismarına yaklaşımın "Adalet"te nasıl olduğuna değinip hepimizin içindeki öfkeyi dile getirmiş. Sorsan hepimiz benzer duygular besliyoruz, aynı şekilde öfkeleniyoruz ama sonunda ne oluyor? Haberlerden duyunca bizimle sinirlenip saydıranlar neden yanı başında yaşanan istismarlara susuyor? Neden soyları sopları kurusun diye dua ettikten sonra bir şey olmamış gibi davranılıyor? Bu zihniyetten vazgeçilmediği sürece Umay'ın, Firuzan'ın, Nigar'ın hikayesini daha çok duyarız. Sonra da ah vah edip halimize yanarız. Peki ya ne için ?