Caner Almaz’ın Boşluklar kitabı, ne yazık ki bende beklediğim o sahici edebiyat heyecanını uyandırmadı. Bir üçlemenin son halkası olması sebebiyle karakterlerin geçmişine ve aralarındaki o köklü bağlara yabancı kalmam, okuma sürecini merak uyandıran bir keşiften ziyade yer yer sabır gerektiren bir mesaiye dönüştürdü. Metnin kuşak çatışmaları ve politik hesaplaşmalar arasında boğulan durağan yapısı, olay örgüsünden kopmama ve anlatının içine sızamamama neden oldu. Doğru kitaptan başlamamanın verdiği o bağlam eksikliğiyle birleşen ağır melankoli, okuma deneyimimi oldukça sıkıcı bir noktaya taşıdı. Sonuç olarak kitap, zihnimde derin bir iz bırakmak yerine, sadece ismi gibi doldurulamamış ve uzak kalmış boşluklar bıraktı.