İbrahim Kalın, Heidegger’in Kulübesine Yolculuk’ta saf ve akademik bir Heidegger felsefesi sunmaktan ziyade, Alman düşünürün modernite eleştirisini kendi düşünce dünyasına bir basamak yapıyor. Heidegger'in varlığın sesine kulak verme ve 'sükûnet' arayışını, İslam düşüncesindeki tefekkür, rıza ve teslimiyet kavramlarıyla eşitliyor. Yazar, Batı’nın o bunalımlı varoluşçuluğunu alıp, Doğu’nun hikmet arayan dinginliğiyle sararak İslam örtüsü altında estetik ve güzel bir kadercilik çizgisi çekiyor. Kitap, Todtnauberg’deki o küçük kulübeden başlayıp tasavvufun sakin limanlarına varan kişisel bir tefekkür yolculuğu.