Candide güzel bir şatoda yaşayan saf ve genç oğlan öğretmeni pangloss’un öğrettiği “herşeyin iyi olduğu”öğretisiyle büyümüş.
Baronun kızını öptüğü için şatodan kovulduktan sonra hikayesi başlar.
Candide bundan sonra dünyayı dolaşırken savaş, deprem, kölelik, yoksulluk ve ihanet gibi birçok felaketle karşılaşır. Buna rağmen Pangloss’un “her şey iyidir” düşüncesi sürekli sorgulanır.
İdeal devlete yolu düşen candide altının hiçbir değeri olmadığı herkesin eşit olduğu bir coğrafyada yaşamanın güzelliğini gösterir. Aşkı için oradan da ayrılır her türlü kötüyü gördükten sonra aşkına kavuşur. Sayısız talihsizlik ve kötülükten sonra istanbulda bir bahçıvanla karşılaşır ve ona hayatin anlamını sorar bahçıvanın cevabi nettir : bahçeni ek.
Özetle;Candide gençlikten olgunluğa giden yolda kör iyimserliğin iyi olmadığını, insan mutluluğu boş tartışmalarla değil çalışarak ve üretken yaşayarak bulduğunu anlatır