8/10
·334 syf.··
2018 79. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 30 Mayıs 2018 08:50
Beyaz adamın Amerika'ya yerleşmesi ve tarımın yaygınlaşması ile toprak sahipleri çalıştıracak kimseyi bulamadığından Afrika kabilelerinden insan kaçırıp Amerika halkına bu insanları satmak kimin fikriyse umarım hala yanıyordur cehennemin dibinde diyerek başlıyorum anlatmaya. 1800'lerin başında bir çiftlikte üç nesildir yaşayan , burada pamuk işçisi olarak kırbaç altında çalışan Cora "ha burada öleceğim ha kaçarken" diyerek Ceaser ile kaçmaya karar verir. Ve kitap yerin altındaki esrarengiz demiryolu aracılığı ile sürer gider. Konu çok bilindik evet. Ama altında yatanlar çok can sıkıcı. Öncelikle insan şunu sorguluyor; bir insan kendinden farklı bir insanı nasıl kendi ile denk göremez? Derisinin rengi farklı diye bir insanı nasıl satın alıp ona istediğini yapabilir? Zamanla kendi çocuklarına da bu insanların onların malı olduklarını işleyerek nesillerce bu insanlara zulmedilebilir? Kitabın en can sıkıcı yönü zamanla çoğu siyahinin buna alışması ve özgürlük için çaba sarf etmemesi. Mesela; bir eyalette özgür fakat ikinci sınıf muamele gören siyahilerin sağlık kuruluşları tarafından "hastasınız" diyerek kısırlaştırılmaları beni şok etti. Şehirlerde fazlaca üreyen bu insanların nüfusunun zamanla beyaz ırkın çok üzerinde olduğunu fark edenlerin başvurduğu bu yöntemi ben ilk kez duydum. Beyazların en büyük korkusunun ise bir gün dengelerin değişerek karşılaşacakları (yani ettiklerini bulacakları) günün gelmesi. Bu sebeple korku zulmü çoğaltarak köle avcılarını doğurmuş. Bunun yanı sıra kırsalda tarım için daha çok köleye ihtiyaç duyulan yerlerde üreyen köle makbul. Bir köle alıp da onun üçe dörde katlanması ve sahibin onları kâr olarak görmesi çok onur kırıcı ya! Bunun yanında bir de ırkçılık karşıtı insanlar da var. Evlerinde kaçmalarına yardım eden beyazlar ve yakalandıklarında yine beyazlar tarafından asılarak öldürülen beyazlar. Yani gücü elinde bulunduran insanoğlu her daim bencil, psikopat ve korkaktır. Eskiden de böyleymiş şimdi de böyle. Kitapta anlatılacak çok şey var. Köle avcılarının, yaşamak için birbirini gammazlayan siyahilerin, ailelerinden koparılanların, soğukkanlılıkla öldürülen siyahi çocukların hikayeleri; evet yaşanmışlar... Özgürlüğün dünyadaki en büyük zenginlik olduğunu defalarca anlıyorsunuz. Yazarın netliğini ben çok sevdim. Lafı dolandırmadan, söyleyeceklerini süslemeden, duyguları sömürmeden okuru şaşırtabiliyor. Okumanızı tavsiye ederim.
Yeraltı DemiryoluColson Whitehead · Siren Yayınları · 20171,253 okunma
·
17 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.