Puan vermedi·404 syf.··
2026 34. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 31 Mart 2026 19:28
Ben, Kirke: Güneş'in kızı ve Telemokhes'in biricik aşığı... Böyle başlamak isterim, bu güzel kitabın girişine. "Ben doğduğumda, olduğum şeyin bir ismi yoktu." Kirke, ailesinin en sevilmeyen ve işe yaramaz olarak görülen kişisi. Bunda diğer kardeşlerinin yetenekli olmalarının da etkisi olabilir mi yoksa bu aile Kirke dışındaki olan çocukları değerli, Kirke'yi de eleştirip, hakaret ederek mi bu duruma indirgiyor! Perses ve Pasiphae dayanılır gibi değiller kardeş de olsalar sevilmezler hani! Babası Güneş Tanrısı Helios, annesi ise pınarların ve akarsuların koruyucusu bir naiad. Kirke kendi yeteneğini şöyle küçümsüyor; " Güçlerimiz o kadar mütevazıydı ki ölümsüzlüğümüzü güç bela sağlıyordu. Balıklarla konuşur, çiçekleri besler, bulut damlalarına ve dalgalardaki tuza tatlı diller dökerdik. O sözcük, nympha sözcüğü geleceğimizi enine boyuna belirlerdi." Annenin Kirke için tek hayali ileride Zeus'un oğullarından birisiyle evlenmesi ama Herius böyle bir gelecek görmüyor kızının geleceğinde. Kirke annesinin teyzeleriyle olan görüşmelerine hiç dahil olmuyor. Sadece baba Herius ile birlikte onun yanında sessiz iletişimde bile huzurlu hissediyor. Ve onun gücünü sorguluyor daima. Prometheus'un ölümlülere ateş vermesiyle Tanrılar savaşı başlıyor ve Zeus, Herius'un desteğiyle onu alt ediyor. Bu Herius ve amcalarının konuşmalarına şahit olan Kirke bu bilgiyi asla unutmuyor koz :) Ölümlüler kim, neye benziyorlar ve Prometheus'un ateşi yani yapılan bu iyilik Zeus'u neden kızdırıyor? Nedeni belli güç sadece Zeus un olmalı ve Prometheus'un da ödemesi gereken bir bedel olacak. Tanrılar ölmüyor da :) Yaşadıkça bitmeyecek bir daimi ızdırap çekmeli: bir dağın tepesinde bir şahin cigerini deşecek, dumanı tüterken yiyecek. Ağza alınmaz bir ceza, kanlı gaga, parçalanan organ, yeniden büyüyüp yeniden sökülmesi ve Kirke merakına yenik düşerek Prometheus'u zindanda ziyaret ediyor ona içecek bir şeyler getiriyor bir yandan da bunu babasının duymasından endişeleniyor. Ve şöyle düşünüyor; " O karanlık suların bir parçası değildim. O suların içinde bir varlıktım." Syf.28 İçinde büyüyüp geliştiği topluluk ve aile buydu belki de salt kötüydü. Anne ve kardeşler destek değildi de bir rakip gibiydiler ve o bu kalabalığın içerisindeki yalnız olan Kirke'ydi. Tâ ki diğer erkek kardeşi Aietes doğuncaya kadar annesinden onu büyütmek için müsaade istiyor ve Tanrıların içerisinde hissedip kaybolduğu bu yalnızlıktan da krtuluyor ama biliyor ki eksik olarak tanımlanan yalnız Kirke diğer kardeşler ise Herius'un korumasında güçlenip şehirler kurup evlilikler yapacaklar ve hayatı yaşayacaklar ya Kirke ne yapacak onun payına düşen babasının dizinin dibinde geçecek günlerden mi ibaret olacak? Bir kadın boşluğa düştüğünde sanki evren bunu duyuyor ve karşısına daima en kötü aşığını çıkarıyor kader işte. O ilk aşk vurgunu yaşanacak hatalar edilecek bir hiç için karın ağrıları çekilecek:) Ölümlü Glaukos. Çok acındırdı kendini, ne diller döktü, Kirke ilk kez bir Ölümlü tanıdı, aşık da oldu üstelik. Ölümlü yapabilmek için bütün tanıdığı yüce Tanrıların ağzından istediği büyülü sözleri aldı ve aşığını ölümsüz yaptı yani Tanrı. İşte kadın çok sevdiğinde ve istediğinde sevdiği adamı böyle Tanrı seviyesine çıkarıyor. Yeter ki doğru sözcükler çıksın ağzından erkeklerin:) Glaukos tam bir hayal kırıklığı oluyor hem Kirke hem de okurlar için. Aldatıyor tabi. Erkeğin eline azıcık güç geçmeyegörsün ilk harcayacağı kişi malumunuz. Kirke yıkılıyor ama ayağa kalktığında bunun intikamını da hakkıyla alıyor. Bu intikam ve büyüler Tanrıların tabiki artık dur demelerinin de nedeni oluyor ve Kirke'ye ceza olarak Aiaie adasının yolu düşüyor. Zaten artık orada daha fazla yaşamak da istemiyor Kirke. Tek sorun şu ki bu özgürlük ile ilk kez karşılaşması nasıl yaşanılır böyle bilmiyor ve şöyle anlatıyor bu durumunu; " Sanki biri gelip de bana evet, gidebilirsin, güvendesin diyecekmiş gibi, uzun bir süre durdum orada." bu sözün anlamını hep gözetim altında olan ve her davranışı ve hatta çirkin olarak görülen hiçbir yeteneği de olmadığı düşüncesiyle yetişen kız kardeşlerim anlayabilirler. Evet bu sürüden kopuş ve yalnızlık bir ceza olabilir miydi Kirke için? Yoksa bu yalnızlık ve özgürlük kendi halindelik kendi sınırlarını kendi çizmek yeni bir Kirke mi oluşturur? Evet, Aiaia adanın cadısı ve tek hakimi Kirkeydi. Sadece kendi sesi vardı artık adada üstelik kimse sesine laf söz de edemiyordu. İstediği kadar şarkı söylüyordu ve kimse sesini kısmaya cüret edemiyordu. Bu özgürlük ile mest oldu. :) Şimdi etrafı keşfetmek, en iyi bildiği işi yapmak yani içindeki gücü keşfetmek ve büyütmek meselesi kalıyordu. Kirke'nin bu adada geçirdiği onca seneler ve ara sıra bölünen yalnızlığı önce Girit olan kardeşinin doğumu ve onu çağırmasıyla bölünüyor tabi. Yani anlam veremiyor hiç sevmediği halde neden beni çağırdı ki diyor? İşi düştüğü içindi tabi Kirke ne olacaktı başka türlü:) Bazı önemli karşılaşmalar var. Yalnızlık zor insan bir yerde sohbet edecek karşı bir cins istiyor ölümlü de olsa olur diyerek bekliyor Kirke. Hermes karşısına çıkıyor, çıkıyor ama asla güvenmiyor Kirke. Uzakta kaldığı tüm herkesin haberlerini ulaştırıyor Kirke'ye, bu yüzden Kirke bir müddet tahammül ediyor tabi. Bu biraz sürüyor ama bir yerde de bırakıyor. Evet hesabını kimseye vermediği ufak bir kaçamak sadece bu, gelip geçiyor kabak tadı verdiğinde. Odysseus'a kadar hayat hep bata çıka ilerliyor ama burda duruyor hayat. Kirke için mesele başkalaşıyor kendinden daha güçlü bir duvara tosluyor ve irkiliyor bu gerçekle. Ve hep o alışkın olduğu kaybetmeyi ve yok oluşu bekliyor. İlk kez bir ölümlünün sahip olduğu şeyleri kıskanıyor. Yok olmayı, ölmeyi, yaşlanmayı ama tabi olmuyor. Kirke hep güçlü olmanın bir yolunu buluyor. Bazen kayboluyor, bazen düşüyor, bazen öfkeleniyor ama sonra oturup yaktığı limanın zararını düşünüp hadi tamir etmeye başlayalım ne dersin diyor kendi kendine. Ait olduğu sürünün önemi olmadığını çoktan anladı zaten. Kendini keşfederek ve yalnızlığında güç bulup onu arkada edinerek kimseye hiç güvenmeyip en çok kendi yeteneklerine güvenerek buluyor yolunu. Cezası nihai kurtuluşu oluyor, çirkinliği evlilikten men ediyor, yeteneği olan cadılık herkesin geri durma nedeni ve temkinli davranmasını sağlıyor, kenarında tuttuğu sihirler, iksirler, şarap bir erkeği alt edebilmek için kozu oluyor. Yani Kirke bize çok şey anlatıyor baştan sona kadın olmanın hem bir o kadar zorlu olan yolculuğunu hem de bu yolculuğun zaferlerle de dolu olduğunu gösteriyor, istersen o senindir diyor, yeter ki pes etme! Müthiş bir kitaptı. Daha da sürsün, devam etsin isteyerek bitirdim. Bu kitabı ilk kez okuyacakları şimdiden kıskanarak keyifli okumalar diliyorum:)
Ben, KirkeMadeline Miller · İthaki Yayınları · 202444,3bin okunma
··
618 Gösterim
3 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
Emeğine sağlık çok güzel yazmışsın🥰 Ne güzel bir kitap okuduk biz böyle 😍Ben de inceleme yazıyorum ama tamamlanmadı, kitap uzun soluklu olunca ister istemez inceleme de öyle oluyor😀🌸
Kübra
Gönderi Sahibi
Teşekkür ederim 🥰🌼 Çok güzeldi, açıkçası bu kadar etkileyeceğini düşünmüyordum da ama hiç elimden de bırakamadım. İyi ki okuduk ve Kirke'yi de böylece tanımış olduk, sayenizde öneri iyiydi 😍🌸 İncelemeni merakla bekliyorum
Yüreğinize sağlık 🌸 çok güzel bir incelme olmuş 😊
Kübra
Gönderi Sahibi
@Hakembaslatoyunu o zaman doğru zamanda olmuş 😅 bitirdiğinde sen de nasıl hisler bırakacak bakalım 🌼🤗
Kübra
Gönderi Sahibi
Azıcık uzun oldu ama daha da kıstım spoi olabilir bu arada.