Roman kahramanı sefil bir hayatın içinde yuvarlanıp giderken kendinden farklı olan ve neredeyse tanrıça olarak tariflediği bir kadına aşık olur ve bu aşkla kendi yeteneklerini keşfetmeye başlar aslında temel motivasyonu sevdiğinin onu sevmesi üzerinedir, ancak giderek kendini ve hayatını sevmesini sağlayan bu motivasyonun nesnesi olan kadının nasılda sıradan olduğunu farkeder hayattaki tüm diğer şeyler gibi, tanrıça sıradan bir kadın olmuştur. artık aşık değil zekidir ve zekası bu hayatı daha fazla sürdürmenin anlamsızlığı altında ezilir. hayatına tıpkı aşık olduğunda gösterdiği iradi davranışlar gibi denizin içinde bedeninin gösterdiği dürtüsel yaşama eğilimini ciddi bir irade ile alt ederek son verir.