Cumhuriyet Yayınları'nın 99 basımı olan
Tefeci Gobseck / Üç Öykü , toplamda dört öyküden oluşuyor. Honore de Balzac bu dört öyküde; paranın gücü, inancın sadeliği, vefanın büyüklüğü ve onurun trajedisi arasında kusursuz bir denge kuruyor.
Kitabın en önemli ve hacimli kısmını oluşturan "Tefeci Gobseck" öyküsünde
Honore de Balzac, paranın nasıl bir "ilah" haline dönüştüğüne şahit ediyor bizleri. Gobseck, sadece bir tefeci değil; insanların zaaflarını, ihtiraslarını ve çöküşlerini biriktiren bir koleksiyoncu. Honore de Balzac , Gobseck'in soğuk ve hesapçı kişiliği üzerinden paranın aristokrasiyi nasılsın dize getirdiğini harika bir dille anlatıyor.
#300651679
"İsa Flandre'da" öyküsünde Honore de Balzac sınıfsal ayrılıkları bir gemi yolculuğu ve bu sırada oluşan felaket üzerinden anlatıyor. Zenginlerin kibri ve yoksulların saf inancı karşı karşıya geliyor. Doğaüstü bir atmosfere sahip olan bu öykü, toplumsal statülerin ölüm karşısında ne kadar hükümsüz olduğunu sarsıcı bir şekilde anlatıyor.
#300737544Honore de Balzac burada paranın ve sosyal statünün, ölümün soğuk nefesi karşısında nasıl ' koca bir hiç'e dönüştüğünü yüzümüze vuruyor.
"Dinsizin Ayini" bence kitabın en nahif ve insanı kalbinden vuran öyküsü. :) Cerrah Desplein, dışarıdan bakıldığında soğuk, sadece bilime inanan ve duygusuz bir adam gibi görünüyor. Ancak onun bu zırhının altında, gençliğinde ona el uzatan su taşıyıcısı Bourgeat'ya duyduğu büyük minnet saklıdır. Desplein bir ateist olmasına rağmen, sırf Bourgeat'ın inancına saygı duyduğu için onun ruhuna ayin yaptırması, vefanın dini ve ideolojik sınırları aştığını gösterir.
"Bazı borçlar vardır ki onları ödemeye ömür yetmez, sadece hatırasını yaşatmak bile bir onur meselesidir."
"El Verdugo" öyküsü kısa ama, beni sarsan ve etkileyen bir öyküydü. İspanya'da geçen bu öykü, Napollon savaşlarının gölgesinde bir ailenin soyunu sürdürmek için katlanmak zorunda kaldığı korkunç fedakarlığı anlatıyor. Bir babanın oğlundan, ailesinin celladı olmasını istemesi, beni çok derinden etkiledi. :-(
İyi okumalar