Kitabı elinize aldığınızda İslam coğrafyasının az gelişmişliğine otoriterlik üzerinden sosyolojik bir analiz yapılacak diye düşünüyorsunuz, bir noktaya kadar doğru da olabilir ancak yazar, kitabın özellikle ilk bölümlerini tamamen değilleme üzerine kuruyor. Yani İslam dünyası şundan dolayı az gelişmiş degildir, bundan dolayı da değildir. Aynı şekilde yönetilen, aynı sistemlerle idare edilen başka dinlere mensup ülkeler de vardır gibi gibi.... Bu zamana kadar söylenmiş neredeyse bütün teorileri çürütüyor ya da neden tam olarak o nedenle olmadığını bilimsel verilerle kanıtlıyor. Bunu tam olarak kendi tezini ortaya koymak için bir genel temizlik olarak değerlendirmek gerekir.
Belli bir döneme kadar İslam dünyasının nasıl geliştiğini ulemanın bağımsızlığını ve sonra nerede ve hangi şartlarla gerilemenin yaşandığını, sebeplerini ustalıkla ele alıyor.
(Yaz cnm kitabı yaz buraya)
(Bırakın anlatacağım)
Elbette kitaba, okuyucunun bakış açısının da çok önemli olduğunu düşünerek yaklaşmak istiyorum.
Sosyolojik olarak baktığımızda siyasal ve teolojik sistemler, ekonomik yapılar üzerinden derin bir analiz sunuyor kitap bize; ben bu analizler bağlamında çapayı başka bir disipline atmak ve biraz psikanalitik olarak okumak istedim kitabı. Özellikle dini otoritenin yeni söylemleri dışarıda bırakmaya ve nakilleri korumaya yönelik tutumlarına Lacan üzerinden bakmak gerektiğini düşünüyorum. Lacan'ın, insanın/öznenin kurulumunda özneyi var eden sistemin dil olduğuna dair teorisi bize bu konuda çok şey söyler. Yeni söylemlerin ve sorunların dışarıda bırakılması ve sistemin kendini tekrar eden bir yerde kalması insanı belli bir noktada çatala getirir. Ya tekrar eden sistemin(dilin) içine girip yok olmak ya da kendi öznesini yaratmaya çalışan insanin sistemin dışına püskürtülmesi.
Bu elbette çok yüzeysel ve metaforik bir okuma. Burada daha derin ele almayacağım.
Kitapta bir diğer önemli konu Rant Ekonomileri. Rant Ekonomilerini Kernberg'in kişilik örgütlenmeleri üzerinden, nesne ilişkilerini Klein'dan, ayrışma bireyleşmeyi Mahler'den okuduğumuzda ve son olarak Freud'un Totem ve Tabu kitabı üzerinden içselleştirilmiş otoriteyi anlamaya çalıştığımızda kitap farklı katmanlarda kendini açıyor.
Rant ekonomilerini; sınıf bilinci ve üretim sistemlerinin çökmesi, üretim sistemleri dışında kalan toplumun haz erteleme ve kendilik psikolojisinin bloke olması gibi, bireyin psikolojik çıktıları üzerinden de okumak gerekir. İnsan istediği kadar kognitif olarak sisteme sadakat duyması gerektiğini düşünsün, vicdan özneyi var etmesi gerektiğini bilir. Bu vicdani bilinç sorumluluğunu yerine getirmeyen insanın aşamalı olarak korku kültürü geliştirmesine sebep olacak ve hiçbir dini sistem ve ekonomik refah(!) bu kültürün kolektif bir unconscious oluşturmasına engel olamayacaktır.
Yani demem o ki; üzerine çok şey konuşulacak bir kitap.
Kitapta Gazali kısmı da dikkatimi çekti bu kısımla ilgili de Müslüman Aydın kitabının okunmasını ve Dücane Cundioğlu'nun şu yayınının izlenmesini öneririm.
youtube.com/live/L9CTk5pNtG...