Puan vermedi·224 syf.··Beğendi
· Çok esaslı bir kitap okudum arkadaşlarım.
Dileyen anne–kız ilişkisine tutunur,
dileyen işi ile eşi arasında sıkışıp kalan bir babanın kızıyla kurduğu o sıcacık bağa…
Dileyen doğayı ele alışındaki ekolojik zarafette takılı kalır.
Ama her ne olursa olsun mutlaka kendinden bir iz bulur bu kitapta.
Kitabın kahramanı güzeller güzeli dev bir Pasifik ahtapotu olan Dolores.
Üstelik o çok zeki bir canlı olmanın ötesinde
kayıp bir babadan kızına kalan en güzel yadigârdır da.
Sayfalar ilerledikçe insan
“Yazgılar tekrar mı ediyor?” diye de düşünmeden edemiyor.
Çünkü Ro’nun babası gibi sevgilisi de işi uğruna onu bırakıp bilinmeze gidiyor;
biri okyanusun derinliklerine, diğeri uzayın boşluğuna, Mars’a…
Ödüllü yazardan hiç beklemediğim kadar etkilendiğim bir kitap oldu.
Altını çizmekten kendimi alamadım; otuzdan fazla alıntımla 1000k’yi oldukça meşgul ettim:)
Klasik metinlerin dışında yakın dönemde bu kadar etkileyici karakterlere pek rastlamamıştım:
yalnızlıktan akvaryum camlarına çarpa çarpa yüzen Eriko yunus,
sürüsünden ayrılıp ters yöne yürüyen o nihilist penguen
ve zekâsıyla insanı sık sık durup düşündüren Dolores…
Hepsi birlikte doğaya bir saygı duruşu gibi.
Aynı zamanda kaybın, bekleyişin, bağlanmanın ve vazgeçememenin de bir yansıması.
Çok ama çok sevdim.
Tüm arkadaşlarıma gönülden tavsiyemdir