Osmanlı döneminde yapılan demiryollarının uzunluğu 8334 km.dir. Bunlardan 4138km.si bugünkü sınırlarımız dahilinde kalarak Türkiye Cumhuriyeti'ne intikal etmiştir.
Cumhuriyet'in ilk yıllarında da demiryoluna büyük önem verilmiştir. Yeni ekonomi politikalarının belirlendiği İzmir İktisat Kongresi'nde, demiryollarının yapımına ağırlık verileceği vurgulanmıştır. Cumhuriyet idaresi, demiryollarını bağımsızlığın bir simgesi olarak görmekteydi. Dolayısıyla 1923 yılında çıkarılan bir yasayla yeni hatların devlet tarafından yapılması ve işletilmesi kararlaştırılmıştır. Bu dönemde demiryolu politikasının iki yönlü olarak ele alındığını görmekteyiz. Bir yandan yeni hatların yapımına girişilirken, diğer yandan da Osmanlı döneminden kalmış olup yabancı şirketlerce işletilen hatların millileştirilmesi yoluna gidilmiştir. Batı Anadolu'da demiryolu mevcut olduğu için, yeni yapılan hatlar daha çok Anadolu'nun diğer yörelerinde yoğunlaşmıştır. Bu çerçevede, Ankara-Kayseri; Sivas-Erzincan-Erzurum; Sivas Malatya-Elazığ -Diyarbakır-Kurtalan; Sivas-Amasya-Samsun; Ankara-Çankırı Karabük-Zonguldak; Kayseri-Niğde-Adana hatları yapılmıştır.
Atatürk demiryolu yapımına özel bir önem vermekteydi.
Çünkü demiryolunun bir ülkeye refah getirdiğinin ve bağımsızlık simgesi olduğunun farkındaydı. Nitekim konuşmalarında zaman zaman bu konuya da değinmiştir: Bu çerçevede 1931 yılında Malatya Türk Ocağı'nda yaptığı konuşma önemlidir:
''Türkiye hükümetinin tespit ettiği projeler dahilinde muayyen zamanlar zarfında vatanın bütün mıntıkaları çelik raylarla birbirine bağlanacaktır. Bütün vatan bir demir kitle haline gelecektir. Demiryolları memleketin tüfekten, toptan daha önemli bir güvenlik silahıdır. Demiryollarını kullanacak olan Türk Milleti menşeindeki ilk sanatkarlığın, demirciliğin eserini tekrar göstermiş olmakla müftehir olacaktır. Demiryolları Türk Milleti'nin refah ve medeniyet yollarıdır. Türkiye'de iktisat hayatının yüksek inkişafları ancak demiryolları olacaktır. Milletin saadeti, istiklali bu yollardan geçecektir. Cumhuriyet hükümetinin bu vadideki çok verimli gayreti ve çok idealist hareketi takdire şayandır. Burada mühim olan nokta, Türk Milleti'nin bu hakikati bütün müşküllerine rağmen takdir etmesi ve ona sahip olması keyfiyetidir. Demir sanatının naşiri bulunan Türk, o vatanında ikmal edilmiş olan bu lazımeyi elbette muasır medeniyetin bütün dünyada yükselttiği dereceye isal edecektir.''
Atatürk'ün demiryolun önemine değinirken, sözü ta eski Türklere kadar götürüp onların demiri işlemedeki ustalığı ile Cumhuriyet'in demiryolculuk anlayışı arasında bağ kurması aslında başlı başına bir tarihi devamlılık vurgusudur ve çok değerlidir.
Cumhuriyet'inilkyıllarındakiyoğundemiryoluyapmaseferberliğineticesinde1923-1940dönemindedemiryoluağı7381km.yeulaşmıştır. Onuncuyılmarşındaanayurdundemirağlarlaörülmesi'ndenduyulangururboşunadeğildir**. Gerçekten de bu anlamda bir seferberlik süreci yaşanmıştır. Ama Türkiye, II. Dünya Savaşı sonrasında yapılan Marshall Yardımı karşılığında, yeni demiryolu inşasından maalesef vazgeçmiştir.
Osmanlı'dan Cumhuriyet'e Tarihi Devamlılık , s. 120-122