Puan vermedi·136 syf.··
2026 9. kitabı
Dag Solstad’ın Akıl Almaz Olanı Anlatma Girişimi gerçekten değişik bir kitap. Okuru içine çeken ama rahat ettirmeyen, hatta benim “rahat huzursuzluk” dediğim bir duygunun içine sokan bir roman. İlk sayfalarda konu, 40 yaş krizine girmiş bir erkeğin hayatındaki kırılmayı anlatıyor gibi dursa da sayfalar ilerledikçe roman, ana karakterlerinin yanında 80’li yıllar Norveç’inin geçiş sancılarına da dokunuyor. Esasen Solstad burada yalnızca bir orta yaş krizini değil, düzenli ve akılcı görünen ya da görünmeye çalışan bir toplumun içten içe büyüyen tatminsizliğini de anlatıyor. Romanın merkezinde yer alan Arne Gunnar Larsen, sosyal demokrat bir mimar ve önemli olduğu düşünülen bir kamu kuruluşu OBOS’ta planlama şefi olarak çalışan bir karakter. Solstad, Larsen’i net bir entelektüel çevrenin adamı olarak değil, iyi eğitim almış, toplumsal ideal fikriyle şekillenmiş, sosyal demokrat refah düzeninin içinden çıkmış biri olarak gösteriyor. Larsen, düzenli, güvenli ve belli ölçüde konforlu bir orta sınıf hayatından geliyor, ailesiyle, işiyle ve ait olduğu çevreyle birlikte bakıldığında, hayata plan, akıl ve toplumsal sorumluluk duygusuyla bakan bir adam. Ama Solstad bu adamı tam da bu düzenli ve güvenli hayatın içinde bir sıkışmışlık ve tatminsizliğin içine yerleştiriyor. Sanki ait olduğu çevre, işi, evliliği ve temsil ettiği hayat biçimi artık ona gerçek bir temas duygusu veremiyor. Bu yüzden evliliğinden kopup, planlanmasına kendisinin de katkıda bulunduğu ve kurulurken Norveç’in ideal yaşam alanlarından biri olarak düşünülen Romsas’a taşınıyor. Larsen’in gözünde Romsas, mimarinin insan yakınlığını, eşitliği ve topluluk duygusunu gerçekten üretebileceği bir yer. Fakat orada yaşamaya başlayınca, kafasındaki ideal ile karşılaştığı gerçeklik arasındaki farkı görmeye başlıyor. Larsen’in Romsas’a taşındıktan sonra romana dahil olan Ylva ve Bjorn Johnsen karakterleriyle kurduğu tuhaf ilişki de bence yukarıda sözünü ettiğim damardan ayrı değil. Karakterlerin karşılaşmaları ve birbirlerine yaklaşma biçimleri, ilk bakışta yalnızca kişisel ya da karakterler arası bir gerilim gibi görünebilir. Ama roman ilerledikçe bunların, Solstad’ın baştan beri kurduğu daha büyük toplumsal ve varoluşsal huzursuzluğun parçası olduğu hissediliyor. Bu ilişki ağının nasıl geliştiğine fazla girmek istemiyorum, zira roman tam da burada kendi sürprizlerini ve tuhaf tonunu kuruyor. Ama spoiler vermeden şunu söylemek gerekir, roman bir yerden sonra, sıradan insanların hayatlarının karanlık, garip ve hafif absürt bir tona kayabildiği bir yere varıyor. Bu yönüyle bana yer yer Coen kardeşlerin Fargo’sunu hatırlattı. Solstad evreninde önemli olan yalnızca olayların tuhaflaşması değil, bütün bu savrulmanın, ilk iki paragrafta sözünü ettiğim toplumsal tatminsizlik, yabancılaşma ve iç boşalma halini daha görünür kılması. Bence Akıl Almaz Olanı Anlatma Girişimi sıcak bir roman değil. Kolay sevilen bir roman da değil. Ama insanın aklına giren, zihinde çalışmaya devam eden ve bittikten sonra da kolayca dağılmayan bir roman.
Akıl Almaz Olanı Anlatma GirişimiDag Solstad · Yapı Kredi Yayınları · 2025104 okunma
·
37 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.