Şeref Cevheri

Şeref Cevheri
@scevheri
Puan vermedi·184 syf.··
2026 17. kitabı
Bazı kitapları siz okursunuz, bazıları sizi okur. Sıfırdan Az benim için ikincisi oldu; adeta bakmak istemediğim bir aynaya dönüştü. Olay örgüsünü uzun uzun anlatmanın bir anlamı yok. Kim kiminle birlikte oluyor, kim hangi gece kayboluyor, kim kime ne yapıyor; romanın kendisi bile bunları sağlam bir hikayenin temeline oturtmuyor. Sonu gelmeyen partiler, partilerden sonra başlayan after’lar, sabaha kadar uzayan ve hiçbir yere varmayan geceler. İnsanlar sürekli hareket ediyor ama kimse gerçekten bir yere gitmiyor. Bir evden ötekine, bir arabadan ötekine, bir bedenden ötekine geçiliyor. Bütün bu savruluşun içinde hayat ilerlemiyor; yalnızca erteleniyor. Her şey dönemin en önemli kanalı olan ve kitapta oldukça atıfta bulunulan MTV klipleri gibi akıyor. Bir şarkı, bir araba, bir otel odası, bir yüz, bir televizyon görüntüsü ve bir başka sabah. Yüzler değişiyor. Sevgililer anlamsızlaşıyor. Mekanlar bulanıklaşıyor. Arkadaşlıklar, ilişkiler, geceler, vaatler birbirinin yerine geçebiliyor. Ama belirli bir madde hep aynı kalıyor. Her şeyin değiş tokuş edilebilir olduğu bir dünyada, en kalıcı bağın insanla uyuşturucusu arasında kurulması romanın en rahatsız edici tarafı. Her şey çözülürken o tek bağ sıkılaşıyor. Geriye kalan tek sadakat neredeyse o oluyor. O sadakatin de ismi Kokain. Bu kitabın bakmak istemediğim bir aynaya dönüşmesinin sebebi de bu aslında. Bir dönem birini tanımıştım. Onu değil belki ama onun etrafında oluşmuş büyük boşluğu düşündüm bu kitabı okurken. Büyük bir şehre geldikten sonra gecelerin, çevrelerin, uyuşturucunun ve hızla tüketilen yakınlıkların içinde yavaş yavaş yönünü kaybetmiş birini. Çok sayıda insanın arasında yaşayıp hiçbirinde gerçekten kalamayan, hayatı dolu görünen ama o doluluk içinde kendine ait bir yer bulamayan birini. Onun hayatında
Sıfırdan AzBret Easton Ellis · İthaki Yayınları · 202642 okunma
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!

Şeref Cevheri

, bir kitap okudu
Puan vermedi·184 syf.··
2026 17. kitabı
Bret Easton Ellis
6.3/10 · 42 okunma
Puan vermedi·104 syf.··
2026 16. kitabı
Vuillard’ı Yoksulların Savaşı’nda, Reform’a giden süreçte Müntzer’in yanında; amiyane tabirle ayaktakımının, baldırı çıplakların mücadelesini anlatırken keşfetmiştim. Açıkçası Vuillard sayesinde, bildiğimiz tarih anlatısının gölgesinde kalmış Müntzer gibi mağlupları, unutulmuşları ve ezilenleri tanıma fırsatı buldum. Gündem’de ise Vuillard, Yoksulların Savaşı’nın aksine madalyonun öbür yüzünü çeviriyor önümüze. Bu kez radarımızda ayaktakımı ya da baldırı çıplaklar yok; bu kez kulisin, iktidarın ve paranın koalisyonundayız. Tarihin en büyük felaketlerinden birini sessizce besleyenlerin masasındayız. Kitabımız 20 Şubat 1933’te, Berlin’de küçük bir salonda açılıyor. Nazilerin çok kısa süre sonra iktidarlarını pekiştirmek için büyük bir fırsata çevireceği Reichstag yangınına daha bir hafta vardır; Hitler şansölye olalı birkaç hafta olmuş, yaklaşan seçim için artık yalnızca propaganda değil, sermayenin desteği ve burjuvanın rızası da gerekmektedir. Nazi Almanyası’nın en ilginç ve grotesk karakterlerinden Hermann Göring’in davetiyle, dönemin Alman sanayisinin ve finansının kaymak tabakası olan yirmi dört adam bir araya gelir. Başka bir ifadeyle, iktidar ile sermaye aynı masada el ele verir. Bugün hala dünyanın en büyük şirketleri arasında yer alan Siemens, BASF, Bayer, Allianz gibi isimler de o masadadır. Hep merak etmişimdir bu şirketlerin, mutlak Nazi iktidarı kurulmadan önce Nazizm’e nasıl baktıklarını; ona ne kadar mesafeli, ne kadar yakın, ne kadar ihtiyatlı ya da ne kadar iştahlı yaklaştıklarını. Vuillard bu merakımı bu kitapta ucundan da olsa gideriyor. Üstelik bunu, tarihin olağanüstü bir kırılma anı gibi değil, neredeyse sıradan bir iş görüşmesi gibi anlatarak yapıyor. Bu da kendi içinde ayrı bir “kötülüğün sıradanlığı” aslında; yirminci yüzyılın en büyük
GündemEric Vuillard · Can Sanat Yayınları · 2019162 okunma
Puan vermedi·104 syf.··
2026 15. kitabı
Öykülerine, inceleme yazılarına, çizgilerine, ürettiği her şeye; en basit tabirle kendisine vurulduğumuz sevgili Gaye Keskin'in ilk öykü kitabı nihayet elimde. Gaye’nin kelimeleri zor zamanlarda zor süreçlerde insanın iki omzunun arasına elini koyan ve sıcaklığı tam orada hissettiren kelimeler. Yukarıda yazdığım gibi çok özel birisinden çok özel öyküler var bu kitapta. Özellikle kitabın kapanış öyküsü olan “Mümtaz Eli” öyküsünü okurken zihnim bambaşka bir yere evrildi. Bu aralar kitapları filmlerle ve yaşanmış olaylarla bağdaştırıyorum. Ne okursam okuyayım kafamda bir köprü kuruluyor. Mümtaz Eli’nde de aynı düşünceler doldu taştı. Zira bu öykü, yalnızca iyi kurulmuş bir metin değil; içinde büyümeye, genişlemeye, hatta beyazperdeye taşınmaya hazır bir evren taşıyor. Mümtaz Eli’ni okurken yalnızca anlatılan hikayeyi değil, o hikayenin içinden çıkabilecek filmi de görüyorsunuz. Tahnit dükkanı, ölü kuşlar, kuşaktan kuşağa aktarılan bir “el”, babanın suskun ama ezen otoritesi, erkek olmanın phallusla, kanla, avla, neşterle ve korkuyla sınandığı bir aile düzeni… Bütün bunlar Anadolu’nun bağrından çıkmış bir Tayfun Pirselimoğlu ya da Tolga Karaçelik senaryosu gibi duruyor. Öykünün geçtiği yerler, karakterleri ve sembolleri o kadar sinematografik ki bir novellaya dönüşse, oradan da doğru bir yönetmenin elinde filme evrilse; tahnit masası, beyaz kuşlar, Nigar Abla’nın kapısı, av sahnesi ve o meşhur kimlik değişimi muazzam bir sinema atmosferi kurabilir. Pirselimoğlu’nun tekinsizliği ile Karaçelik’in kara mizaha yaklaşan aile/erkeklik gerilimi arasında duran, hem yerli hem tuhaf hem de rahatsız edici bir hikaye bu. Bence Gaye Mümtaz Eli ile yalnızca okunacak değil aynı zamanda beyazperdede görmek isteyeceğimiz türden bir öykü yazmış. Sevgili Gaye belki bir gün bu evreni
İçimdeki Kilitleri Tek TekGaye Keskin · Can Yayınları · 202588 okunma