Gönderi

7/10
·144 syf.··
2026 18. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 20 Şubat 2026 00:00
Shakespeare'ane bir olayla bitiyor. Hikaye bir kadının cenazesiyle açılan ve iki eski dostun—besteci Clive ile gazeteci Vernon’un yavaş yavaş ahlaki bir çöküşe sürüklenmesini anlatan karanlık ve ironik bir romandır: İkili, geçmişte aynı kadını sevmiş, şimdi ise hem kendi hayatlarını hem de birbirlerinin kaderini belirleyecek bir “anlaşma” yapmışlardır; eğer biri aklını yitirirse diğeri onun hayatına son verecektir. Ancak bu sözde dostluk, zamanla rekabete, kıskançlığa ve bencilliğe dönüşür. Clive, doğada karşılaştığı bir şiddet anına müdahale etmeyip sanatı için “mükemmel ezgiyi” yakalamayı seçerken; Vernon, eline geçen özel görüntülerle bir politikacıyı ifşa etmeye çalışır ama bunu etik sınırları zorlayarak yapar. İkisi de kendilerini haklı görür, ama aslında kendi içlerindeki boşlukla yüzleşmekten kaçarlar. Romanın doruk noktası ise Amsterdam’da, o “anlaşmanın” gerçek bir düelloya dönüşmesiyle gelir; dostluk, özgürlük ve kontrol arzusu iç içe geçerken, karakterler kendi kurdukları zihinsel hapishanelerde kaybolur, insanın dışarıdan görünen yüzü ile iç dünyasındaki uçurum giderek derinleşir. Duello böümü olan final bölümüne kadar hikaye büyük oranda İngiltere'de geçiyorken son kısım Amsterdam'dadır. Arka planda şunu izletir bize yazar: Amsterdam, Avrupa’da bireysel özgürlüklerin, özellikle de cinsel kimlik ve yaşam tarzı çeşitliliğinin en görünür olduğu şehirlerden biri olarak, romanda bir tür “nihai özgürlük sahnesi” gibi kullanılır; karakterler kendi ülkelerinde bastırdıkları arzuları, korkuları ve kararları burada nihayete erdirir. Şehir, hem özgürlüğün hem de yalnızlığın sembolüdür—kalabalık içinde kaybolabileceğin, kimliğini yeniden kurabileceğin ama aynı zamanda tamamen yok olabileceğin bir yer. Finalde Clive ve Vernon’un başta dostluk gibi görünen anlaşmasını hatırla: “Eğer birimiz aklını kaybederse, diğeri onu öldürecek.” İşte bu fikir, romanın sonunda gerçek bir hesaplaşmaya dönüşür ama kimse düelloya dürüstçe çıkmaz. Amsterdam’da buluştuklarında ikisi de diğerinin artık “yaşamayı hak etmediğine” inanır; yani her biri kendince haklı bir yargıç kesilir. Ama asıl çarpıcı olan şu: İkisi de aynı anda diğerini öldürmeyi planlamaktadır. Bu yüzden düello, yüz yüze bir çatışma değil, karşılıklı kurulmuş bir tuzaktır. Birlikte içtikleri içkiye gizlice ölümcül dozda ilaç katarlar her biri diğerini “kurtardığını” düşünürken aslında kendi sonunu hazırlar.
Amsterdam'da DüelloIan McEwan · Yapı Kredi Yayınları · 2019536 okunma
·
33 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.