Ardıç•2 | Umay Gümüş
Selam canım nasılsın bugün size ilk kitabını bayılarak okuduğum o kitapla geldim
İlk kitaptan beri zaten İzgi ve Keskin’in ilişkisi diken üstündeydi ama bu kitapta her şey çok daha derin, çok daha karanlık bir hâl alıyor. Çünkü artık ortada sadece bir aşk yok yalanlar, ihanetler ve geçmişin gölgeleri var. İzgi Kara… Gerçekten güçlü bir kadın karakter okumayı özlemişim.İçinde kopan fırtınalara rağmen görevine tutunmaya çalışması, duygularını bastırıp mantığıyla hareket etmeye çalışması beni hem hayran bıraktı hem de çok yordu.Çünkü onun yaşadığı şeyler sadece bir kalp kırıklığı değil annesinin ölümünün ardındaki gerçeklerle yüzleşmek, sevdiği adamın ihanetini kabullenmek ve yine de ayakta kalmak… kolay değil. Keskin… Ah Keskin… Gerçekten ne hissedeceğimi bilemediğim bir karakter oldun bu kitapta. İlk kitaptaki o karizmatik, güçlü adamdan eser var ama aynı zamanda öfke, kırgınlık ve nefretle dolu birine dönüşmüş. İzgi’ye karşı hisleriyle yaptığı hatalar arasında sıkışıp kalmış gibi. Onu anlamaya çalıştım ama bazı yerlerde gerçekten kızdım. Kitap boyunca en çok hissettiğim şey şu oldu aşk bazen yetmiyor. Güven yoksa, doğrular konuşulmuyorsa, en güçlü bağ bile paramparça olabiliyor
Olay örgüsü ise hiç durmuyor. İzgi’nin görevine odaklanması, yaşadığı her şeyden kaçmak için Londra’ya gitmesi, Keskin’le arasındaki bağın giderek kopması..Hepsi öyle bir noktaya geliyor ki artık geri dönüş yok diyorsun
Ve en sevdiğim şeylerden biri de şu oldu kitap sadece aşk anlatmıyor aynı zamanda travmalar, geçmişin yükü,kimlik arayışı,güçlü kalma mücadelesi hepsi çok güzel işlenmiş. Ama dürüst olayım bazı yerlerde gerçekten kalbim sıkıştı. Çünkü karakterler birbirlerini sevmelerine rağmen sürekli yanlış kararlar alıyorlar. Okurken biriniz durup konuşun artık diye içimden bağırdım
Genel olarak kitap, duygusal olarak yoran, yer yer sinirlendiren Ama sürekli düşündüren bir hikâyeydi. Eğer güçlü kadın karakterleri, karmaşık ilişkileri ve bol dramlı hikâyeleri seviyorsanız bu seriye bayılabilirsiniz