Çok önceleri bir kere daha okumuştum.
Zehra idealist ama anlayış at ve acıma duygusu olmayan çalışkan bir okul müdüresi.
Ailesinden hiç bahsetmiyor , yetim olduğunu babasının olmadığını söylüyor.
Ölmek üzere olan babasını son bir kez olsun görmesi için gelen habere önce inkar sonra itiraz ediyor.Ancak Vehbi efendi isimli tanıdığı birisinin sıkı talebi sonucunda İstanbul'a dönüyor.
Babasından nefret ediyor, cenazesi ne vardığında hiçbir evlada yakışmayacak bir soğuklukta karşılıyor.
Misafir kaldı Vehbi isimli adamın odasında babasının hatıra defterini okuyor.
O zamana kadar ayyaş serseri kardeşinin annesinin ölümünden sorumlu tuttuğu babasının;
Aslında idealist ilkeli dürüst bir memuriyet başlangıcı yaptığını, fakat kötülerle kötülüklerle mücadelesinde gitgide ilkelerinden taviz vermek zorunda bırakıldığını öğreniyor.
Sivas'ta kaymakamlık ve değişik memurluklar .
Diyarbakır'daki memuriyetinden mutsuz avare iken kullarında ölen mal müdürü Fadıl Efendi'nin kızı Mürüvvet ile evleniyor.
Çocuk yaştaki mürüveti n annesi kayınvalidesi tam bir melek görünümlü şeytan.
Sinsi alttan alıcı yapısı ile gelirinin çok üstünde harcamalar yaptırıyor zam parasını bakıma muhtaç zavallı hafız diye evine aldırıyor.
En sonunda irtikap ahlaksızlık ve onursuz bir yaşam la beraber İstanbul'a nakil aldırıyor.
Orada da aynı pervasız harcama ahlaksız gidişat onur kırıcı bir yaşamı mahkum ettiriyor.
Kayınvalidenin desiseleri onun yetiştirmesi hanımına söz geçiremiyor güç yetiremiyor alkol ve diğer alışkanlıklarla beraber adeta evinden kaçak bir hayat yaşamaya mecbur oluyor.
Neredeyse kötü kadın olması Mukadder zehra'yı yatılı okula yazdırıp onun bari yolunu dürüst açmak istiyor.
Hiç kendisine anlatılmayan hatta tam tersi anlatılan babasının bu gerçeğini öğrendikten sonra gözyaşları içerisinde babasının elini ayağını öpüyor. Ağlıyor. Gerçeği öğrenip merhamet acıma duygusu ile görev yerine geri dönüyor.
Osmanlıca ifadeler kelimeler olsa da genel anlamda oldukça akıcı sürükleyici bir çırpıda okunabilecek bir hikaye.
Tavsiye ederim.