Yeşaya Geldi benim için gerçekten zorlayıcı değil, neredeyse tüketmesi imkânsız bir okuma deneyimi oldu. Kitabı bitirmek için kendimi ciddi anlamda zorladım ama açıkçası hiçbir noktada keyif almadım.
Öncelikle şunu söylemeliyim ki sorun kesinlikle çeviri değil; çünkü araştırdığım kadarıyla bu doğrudan yazarın bilinçli olarak tercih ettiği bir anlatım biçimi. Fakat bu tercih, en azından benim için, edebi bir derinlikten çok okuma eziyetine dönüştü. Noktalama işaretlerinin neredeyse yok sayıldığı, bir cümlenin sayfalar boyunca sürdüğü bir metni takip etmek gerçekten çok zor. Cümlenin sonuna geldiğimde başını unutmuş oluyordum ve bu da hikâyeyle bağ kurmamı tamamen engelledi.
Kitap boyunca bir akış yakalayamadım. Metin sürekli akıyor ama bu akış okuru içine çeken bir akış değil; aksine dışarı iten, yoran ve koparan bir yapı kuruyor. Deneysel bir anlatım denemesi olduğu çok belli ama bu deneysellik, okuma zevkini tamamen ikinci plana atmış gibi hissettirdi bana.
Bir noktadan sonra ne anlatıldığını takip etmeye çalışmak bile yorucu hale geldi. Okur olarak metnin içinde kaybolmak güzel bir şey olabilir ama burada bu “kaybolma” hissi keyifli değil, tamamen yönsüz ve yıpratıcıydı. Hikâyeye, karakterlere ya da duygulara tutunacak bir alan bulamayınca kitapla aramda ciddi bir mesafe oluştu.
Kısacası, farklı bir şey okumak isteyenler için belki ilginç bir deneyim olabilir ama benim için kesinlikle beklentinin çok altında kaldı. Edebi bir tercih uğruna okuru bu kadar zorlamak ne kadar gerekli, orası da tartışılır. Benim için maalesef hayal kırıklığıydı.