·384 syf.····Okunma: 04 Nisan 2026 23:08 Gülseren Budayıcıoğluyla Günahın üç rengi kitabıyla tanışmıştım. Toplumun dışladığı ayıpladığı ötekileştirdiği hatta konuşulmasına bile tahammül edemediği vakaları çok cesur ve bir o kadar titiz bir şekilde işlemişti. Hayran kalmıştım kendisine ve her yazardan yaptığım gibi kalemiyle ilk kez tanışıp etkilendiğim yazarın arkasına bir kac kitabını daha okuyorum.
Kral Kaybederse kitabına da bu şekilde başladım. Doğrusu terapilerden derlenen kitaplarla tanışıklığım öncesine dayanıyor. Seviyorum da bu tarz kitaplar okumayı.
Travmalar korkular veya kaçışlar hep gerilerde geçmişten (genellikle çocukluk veya ergenlik döneminden) besleniyor. Bunu her okuduğum dinlediğim psikolog veya psikiyatristte ezber ettik diyebilirim.
Her şeyin çözümü iyi bir geçmiş analiziyle sorunun köküne inmeyle o kadar net bir şekilde çözülüyor ki hayran kalmamak mümkün değil.
Şaşalı bir hayattan maddi ve en çok ta manevi olarak dibe vuran Kenan Beyin öyküsünü dinliyoruz (gerçek yaşam öyküsü)
Sevmenin sevilmenin birine bağlanabilmenin birileri için bir şeyler yapabilmenin hazzını hiç tatmamis yalnız kalmaktan korkan bu yüzden de tabiri caizse daldan dala atlayıp yalnızlığına duvar ören Kenan Beyin yapay Krallığının yıkılışını okurken aynı zamanda Gülseren hanımın değerli gözlem ve yaklaşımlarını insan ruhunun derinliklerine inişine dokunuşlarına şahit oluyoruz.
O kadar ustaca yaklaşıyor ki hayran olmamak elde değil. Freud'un ifadesiyle bilinçdışı bellegimizin kaderimizi sekillendirmesindeki rolü ve etkisini kurguda çok net ve sarsıcı işliyor.
Kenan Beyin büyük dönüşüm ve değişimi ile bambaşka bir insan olup ömrünün sonlarında da olsa birilerinin mutluluğu için fedakarliklarla çabalarla dolu bir son yaşaması değişimin ölçüsünü gözler önüne seriyor. Okuyan herkesin mutlaka nasipleneceği bir kitap olduğunu düşünüyorum.