·517 syf.··Beğendi
···Okunma: 05 Nisan 2026 04:38 Kitaplığımın en gözdesi merhaba .
Eser, neseli, hayata sımsıkı tutunmus ve bir burjuva ailenin evine gelen, tedirgin kendini ait hissetmedigi bir yerde surekli kontrol halinde olan utangac bir gencle tanistiriyor sizi . Bakin oyle guzel betimlemeleri var ki tam da yanıbaşında buluyorsunuz kendinizi , yanıbaşında Martin'in elinden tutarken . Bu dakikadan itibaren hep onun yaninda her seye onunla yürüyor ,onunla daliyorsunuz . En yakin arkadasinizla her kavgada omuz omuza olmak gibi . Sonra Ruth . Ah Ruth ile tanışiyorsunuz . Martin 'in hayatinda cesitli dönüm noktalari var . Ilki Ruth . Cunku ona olan tutkusu sayesinde kitaplarla tanışıyor, onları Ruth' a giden bir yol gibi goruyor . Kendini gelistirmeye ve o sinifa yukselmeye çalışıyor . Cunku saniyor ki onlarin dunyasi kitaplar , sanat ve tertemiz bir dunya . Onlarin dunyasi , Martin'in dunyasi gibi kaotik , kirli degil . Ve kendinde yazabilme gücünü buluyor . Yazar olmak icin yüreğini ortaya koyuyor . Adanmışlık diyebiliriz aslinda . Ac kaliyor , uykusuz kaliyor , sefalet içinde mücadele ediyor ve bu halleri , onun icin baska planlar(memur olsun , sigortasi olur , her ay maasi olur ) kuran Ruth'u Martin'den uzaklaştiriyor. Istedigi gibi sekillendiremedigi ve sinifinda sadece bir utanc olarak gorulen Martin ona cazip gelmemeye basliyor. Sonra Martin, hayatinda ki ikinci dönüm noktasi Brissenden ile tanışıyor. Basta hiç hoşlanmadığı bu adam onu entellektuel bir cevre ile tanistiriyor . Sabahlara kadar felsefe , siyaset yaptigi bu adam onun karnini da beynini de besliyor . Bir de Lizzie var Martin'i sadece Martin oldugu icin karsiliksiz seven o guzel kiz . Martin'in yureginin bir yerinde keske onu hep yanimda tutsam , hayatimi onunla birlestirsem dusuncesi her daim oluyor ama o adimi hiç atmiyor . Bunu da Ruth a duydugu sadakat olarak yorumluyor. (ne gereksiz ) Martin'in son dönüm noktasi Brissenden'in ölümü ve olmeden önce verdigi tavsiye ile hatta israr ile Martin eserini bir yayinevinde bastirmasi ile kitabinin ses getirmesi ile burjuvazinin icine dalisi . Fakat burjuva sinifina girdiginde artik yapayalniz bir Martin olarak yola devam ediyor . Cunku yanında ne onu daha yolun basinda terkeden Ruth var ne de dostu Brissenden. Oyle ki bu cektigi yalnizliktan dolayi arada bir kendi sınıfına gidip oradaki dostlariyla vakit gecirip sadece onu Martin kimligi ile seven insanlarla bir nebze olsun kendini iyi hissediyor ama bu da onu doyurmuyor. Martin ona en zor gunlerinde destek olan ,ona olan inancini yitirmeyenlere vefa borcunu sonuna kadar oduyor ve hepsinin hayatini garanti altina aliyor . Çevresinde en basinda ona kapilarini kapatan , onu asagilayan , ona sırtını donen herkesin kitabinin okunmasiyla ve unlenmesiyle onu sarip sarmalamaya baslamasi Martinin de yikimini getiriyor . Sahteligin bu bayalığı onda derin bir yara acar . Kendine anlam arar, bir ışık arar fakat bulamaz . Ve kitabinin sonunda da Martinin yıkımı ile Martine veda ederiz .
Martin kitabin sonunda var olan notta da belirtildigi gibi bireyselciligin ölümüdür. Nietzsche nin ustinsanina bir saldırıdir. Kitapta var olan Felsefi tartismalar , editorlerden , halka , yonetim anlayışından ,egitim sistemine kadar tum gondermeler yazarin zekasinin onunde sapka cikarmama sebep oldu . En basindan en sonuna kadar bize sunduğu bu edebi lezzet nasil biliyor musunuz , ara ara durup akliniza gelecek bir tat gibi . Ve son olarak sahteliğin ve bayağılıgın kol gezdigi bu yuzyılda yüreğindeki ateşe tutunanlara selam olsun.