Puan vermedi·120 syf.····Okunma: 05 Nisan 2026 07:49 Nezir ve dört kişiden (Saim, Gökhan, Yener ve Cihan) oluşan çetesinin hikayesini okumak, onu anlamaya çalışmak zorlayıcı bir deneyimdi. Duru bir kafa ile ve kendimi tam anlamıyla vermeme rağmen birçok cümleyi dönüp tekrar okudum.
Tekin benim en sevdiğim yazarlardan, bu yüzden de ona gerekli özeni göstermeye kararlıydım. Kitabın tanıtım bülteninde Tekin’in dille hesaplaştığı yazıyor ama ben daha çok dilin sınırlarını zorlayıp kimi yerde de dille kavga ettiğini, bilinçli olarak anlamı kaydırdığını ve dili tahrif etmek pahasına oyunlar oynadığını düşünüyorum.
“Dil mülklerin en tehlikelisidir” der Hölderlin. Avuç kadar çocukları dil ile kendine bağlayan, dil ile iktidar kuran, onları ezmekten aşağılamaktan geri durmayan ana karakterimiz Nezir’e kitap boyunca diş biledim. Tabii anlamı oturtmayı başardığım zamanlarda oldu bu bilenme hali.
Novella’nın anlatıcısı Cihan, Nezir’e duyduğu aşk ya da saplantı ile Yener’le yakınlaşabiliyor, Nezir Saim uyurken onun bacaklarının arasını elleyip ve bunun bir rüya olduğuna inandırabiliyor, Yener Nezir’e cinsel ilişki teklif edebiliyor. Bir türlü anlaşılamayan bir sebepten (Saim yakışıklı) Nezir Saim’e iltimas geçiyor, ona diğerlerine davrandığından daha iyi davranıyor. Gülhan ise diğerlerine göre daha anlaşılabilir bir karakter çünkü çete üyeleri her ne kadar onu ortamı bozmakla suçlasa da Nezir’e itiraz edebilen ve onun eksiklerinin olabileceğini bilen, iktidara koşulsuz boyun eğmeyen bir karakter o…
Tanrısal olana yani dile sahip olan Nezir’in konuşmayı henüz öğrenememiş çocukları kendince hizaya getirmesini okuyoruz kitap boyunca. Aşk romanı bekleyenler ya da anlamı kavramak için aynı sayfayı defalarca okumaya niyetli olmayanlar bu kitabı tercih ederse hayal kırıklığına uğrar…
Ben bu kitaba bayıldığımı söyleyemeyeceğim. Duru bir dille derin anlamlar kurmaya varım ama anlamın fildişi kulesinden konuşmasına da karşıyım. Tekin çok uzaktan gelen, anlamak için pür dikkat kesilsen bile zorlandığın bir kitapla konuk oldu kalbime. Ben bu boğuk sesi sevmedim, kitap akmıyor, sarmıyor, kuşatmıyor. Aksine dışlıyor, ötekileştiriyor ve karakterleri kustuğu gibi okuru da kusuyor. Bir mahzene sokuyor okuru, bir hamama… Bir ameleler kahvesine bir sinemaya…
Özetle çok emek isteyen zor bir kitap. Bu emeğin karşılığında kendini tam veriyor mu onu da bilmek mümkün değil.