Anlatım tarzıyla beni çok etkileyen, fakat belli noktalarda rahatsız edip sorgulamaya iten bir roman oldu Cennette Gibiyim. Yazarımız, annesi babası tarafından katledilirken buna şahit olan Temenni üzerinden kadın cinayetlerine dikkat çeken bir roman kaleme almış. Temenni, teyzesinin yanına çocuk yaşta verildikten sonra hayatına giren kadınların ortak bir yarasına şahit olmasını, hayattaki umutsuzluğunu, sevilmekten korkusunu, aidiyetsizliğini ve yurtsuzluğunu anlatıyor. İşte bu noktada beni rahatsız eden şey başlıyor; karakterimizin hayatına giren her kadının başına maalesef bir şey geliyor, çoğu bir erkek tarafından öldürülüyor, ya da şiddete maruz kalıyor. Kadına dair erk tutumun kör göze parmak sokar gibi anlatılmasından hoşlanmadım, ayrıca kadın karakter Temenni'nin başına gelen her şeyi bu kadar çabuk kabullenmesi, hiç umudunun olmaması, bir birey olarak varoluşunu hiç sorgulamaması, hiç adım atmaması beni çık rahatsız etti. Güçlü kadınlar görmeyi isterdim ya da içinde bulunduğu çıkmazdan çıkmak için mücadele eden kadınlar görmek isterdim. Maalesef dili, anlatımı ile beni etkileyen bir okuma olsa da, ele alınış biçimi ve tüm bu saydığım sebeplerden ötürü çokça eleştirdiğim bir roman oldu Cenette Gibiyim. Tavsiye eder miyim bilmiyorum...
..
..
"Bütün kadın katilleri "Sevdiğim için öldürdüm," diyor. Öyle duygusal bir ülke ki burası, hukukumuz da aynı hislerle aşka öncelik verip bu sevdalı kocalara, erkek arkadaşlara, bu mecnunlara kol kanat geriyor."
..
..