10/10
·110 syf.··
Beğendi
·
2026 17. kitabı
·
9 saatte okudu
·
Okunma: 05 Nisan 2026 17:31
Ana karakter aslında annesinin ölümüne toplumun beklediği o standart, ağlak, abartılı yas tepkisini vermiyor. İçinde bir boşluk var. Ama patronundan tut çevresindeki herkese kadar toplum onu sürekli "yas tutan evlat" kalıbına sokmaya çalıştığı için, o yargılayıcı bakışlar altında ezilip sürekli bir savunma mekanizmasıyla kendini aklama ihtiyacı hissediyor. Toplumun o sahte ahlak bekçiliği adamı "ben suçlu değilim" demeye itiyor. Komşusunun ağlamasını duyduğunsa annesini hatırlaması da duygulara değil ses ve görüntüye duyarlı olmasından kaynaklı. Aslında içindeki derin boşlukta ufak bir yüzleşme yaşıyor.  Jir şeyleri kaybetmenin can yaktığını düşünse de o duygusal felç durumundan çıkamıyor. Karakterimiz aslında suçlu psikolojisinde sıklıkla.. En ufak herhangi bir şeyde hemen suçlanacağını düşünerek ya canını sıkıyor ya da savunmaya geçeceği cümleler kurmaya çalışıyor... Hayatındaki kadını sevip sevmediğini bilmiyor, hayatı ile ilgili herhangi bir planı olmadığının farkında değil çünkü onun için her şey "fark etmez" ... aslında yaşamdan zevk almadığı çok belli... Ve kendine dair bir fikri olmadığı da... Üstelik tek onu rahatsız eden şey "Güneş ve Sıcak"... Öyle ki, hayatını altüst eden o en kritik anda bile onu eyleme iten şey içsel bir duygu değil; sadece gözünü kör eden, bunaltıcı bir güneş oluyor... Kitapta çok başka bir sonuç beklerken aslında bir noktada ters köşe oluyor insan... O kadar ruhsuz bir adam ki okurken bunalım geçirdim diyebilirim... Şu soruyu sormadan edemedim... İnsan kendisine nasıl bu kadar YABANCI olur? Ha bir de ... Fark etmez pardon artık her şey fark eder...
1000Kitap
YabancıAlbert Camus · Can Yayınları · 2025137,2bin okunma
·
60 Gösterim
1 Yorum
Lütfen giriş yapınız.