180 sayfadan oluşan çok çarpıcı bir eser “Okuyucu”.
Michael’ın yaşadığı iç çatışmalar, aralarındaki yaş farkı, Henna’ya duyduğu aşk ve ondan ayrılddıktan sonra geri kalan hayatındaki etkisini okumak gerçekten çok etkileyiciydi. Michael’ı okurken insanın geçmişte kalan bir anıya artık aynı şeyleri hissetmese bile nasıl özlem duyduğunu ve bugünüyle dünü arasında nasıl sıkıştığını; bunun hayatını nasıl etkilediğini gördüm.
Hanna karakteri ise bence kitabın en güçlü taraflarından biriydi. İçindeki fırtınaları dışarıya yansıtmamaya çalışan zor bir karakterdi. Kitabın sonuna kadar Hanna’nın hapisten çıkıp mutlu olacağını düşünmüştüm; ama içindeki yaşama dair umutsuzluğu ne Michael sezmişti ne de ben.
İki karakteri de sevdim mi bilmiyorum, ama aralarındaki belirsiz ilişki çok sahiciydi. Herkesin okuması gerektiğini düşünüyorum.