Puan vermedi·168 syf.····Okunma: 05 Nisan 2026 19:30 Neden hepimiz bir yere ait olma arzusuyla yanıp tutuşurken, ait olduğumuz an oradan kaçmak istiyoruz?
Bauman’a göre cemaat, kelime anlamıyla "sıcak, samimi ve güvenli" bir yerdir. Dışarıdaki o tekinsiz, rekabetçi ve buz gibi dünyadan kaçıp sığındığımız bir "şömineli oda" gibidir. Ancak yazarın kullandığı Tantalos mitolojisi örneği, bu sığınağın trajik doğasını harika özetliyor: Susuzluktan ölen Tantalos suyun içindedir ama her eğildiğinde su ondan kaçar. İşte ideal cemaat de böyledir; ona tam ulaştığımızı sandığımızda elimizden kayıp gider. Çünkü "tam güvenlik" vaat eden o hayali cemaat aslında hiç var olmamıştır.
Bauman diyor ki; eğer bir cemaatin parçasıysanız, artık "kendiniz" olamazsınız. Cemaat size güvenlik verir ama karşılığında özgürlüğünüzü alır. İçeridekilerle aynılaşmak, aynı sloganları atmak ve en önemlisi "Dışarıdakiler" ile bitmek bilmeyen bir kavgaya tutuşmak zorundasınızdır.
Cemaat, ancak bir "Öteki" yarattığında varlığını sürdürebilir. Bizi birbirimize bağlayan şey birbirimizi çok sevmemiz değil, dışarıdaki yabancıdan duyduğumuz ortak korkudur. Bu yüzden cemaatler çoğu zaman birer sevgi yuvası değil, yüksek duvarlı, dikenli telli "hapishaneler" haline gelir.
Modern şehirlerde yabancılarla dolu bir denizde yüzüyoruz. Tanımadığımız bu insanların sadece "yüzeylerini" görüyoruz. Bir bakış, bir giyim tarzı veya bir dil... Bu yüzeyler çatışmadığında, yani birbirimizi tanıyamadığımızda, o yabancı bizim için "belirsizliğin ve tehlikenin" simgesi haline geliyor. Bauman’ın dediği gibi; adını koyamadığımız küresel korkularımızı, sokaktaki "yabancının" üzerine yansıtıp ondan nefret ederek rahatlıyoruz. En azından artık korkacak somut bir hedefimiz vardır!
Gerçek cemaat, bizi başkalarından ayıran bir barikat değil; paylaşım, karşılıklı önemseme ve sorumlulukla dokunmuş bir dayanışma ağı olmalıdır. İnsan olma hakkını herkese eşit sunan, bireyin özerkliğini ezmeyen bir "özerk toplum" hayali...
Bauman’ın uyarısıyla bitireyim: Güvenlik, yüksek duvarların arkasında değil; birbirimizin gözlerinin içine korkmadan bakabildiğimiz o açık alanlardadır.