Gönderi

10/10
·384 syf.··
Beğendi
·
2026 6. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 05 Nisan 2026 18:49
Hasatta Gündoğumu beni 12 yaşında, Açlık Oyunları okumaya başladığım ilk zamanlara götürdü. O zamanlar kahramanlar benden büyüktü, şimdi ise ben onlardan büyüğüm. Muhteşemdi. Her şeyin sonunu biliyor olmama rağmen okurken heyecandan yerimde duramadım. Bu kadar elimden düşüremediğim, bana bu kadar yoğun duygular yaşatan bir kitap deneyimlemeyeli çok uzun zaman olmuştu. Tam dört defa ağladım, her bir cümlede durup kendi kendime konuşmaktan kafayı yememek için ilk kez bir kitabın üstüne yazı yazma ihtiyacı hissettim ki bu duygular hep orada kalsın, unutmayayım. -yazı çok spoilerlı bu arada- Haymitch'in gözünden okumak çok güzeldi. En yakın arkadaşımı dinliyormuşum gibi hissettirdi, zaten her zaman en sevdiğim karakterlerden biriydi ama 16 yaşındaki hali çok içten, bendendi sanki. Kitabın bu kadar çarpmasının bir nedeni de Haymitch'in anlatımı olabilir. Lenore Dove'dan çok Haymitch'in Lenore'a olan aşkını çok sevdim. Haymitch'in annesi ve kardeşiyle, arkadaşlarıyla olan ilişkisini okumak da çok güzeldi, onun bu sevgi dolu ve tasasız tarafını hiç görmemiştik. Wiress, Mags ve Beete'yi görmeyi hiç beklemiyordum. Bir noktada çocuklar Drusilla ve gerizekalı stilistleri yüzünden öyle berbat durumdaydılar ki onları görmek ilaç gibi geldi, hem de Başkent onları mahvetmeden önceki hallerini görmek daha çok sevmemi sağladı. Maysilee harika bir karakterdi bence. O da çok tanıdık biri gibiydi; sivri dilli, cesur ama merhametli. Ampert'e abla ve Haymitch'e kız kardeş olduğu sahneleri sonsuza kadar kafamda tekrar edebilirim, umarım bunları filmde gösterirler. Sonra onun alaycı kuş broşunun Katniss'e ulaşması. Beğenmeyip kenara attığı takının böyle kullanıldığını görse ne güzel olurdu. Ne yazık ki hep 16 yaşında kalacak. Wyatt'ın Lou Lou'ya sahip çıkışı, Haymitch'in kumruları, Ampert...Haymitch'in kitabında bu kadar fazla yan karaktere bağlanmayı hiç beklemiyordum, hazırlıksız yakalandım. Çaylakların ittifakı müthiş bir fikirdi, arenayı bozma fikri de. Aslında isyanın Katniss'le başlamadığını görmek de daha geniş bir açıdan bakmamı sağladı. Bu iş için kaç kişi öldü, ezildi, ölmekten beter oldu ve kaç kez tekrar tekrar denendi? Kuşların ve Yılanların Şarkısı'nı tekrar okuduktan sonra burada Snow'un acımasızlığı çok fena yüzüme çarptı. Plutarch'ın evindeki tehditler. Lou Lou. Ampert'in, Maysilee'in ve Wellie'nin ölüm şeklinin korkunçluğu. Haymitch'in annesi ve Sid en azından onunla gurur duyarak mı ölmüşlerdi yoksa Başkent'in manipüle ettiği yayın yüzünden ne için öldürüldüklerinden bile haberleri yok muydu? Sonra kollarında, onun dikkatsizce yedirdiği şekerler yüzünden ölen aşkı. Sevdiği herkesin, yakınında kalmasına izin verdiği herkesin sonunun bu olacağını fark etmesi ve kendini yalnızlığa mahkum etmesi. Her sene tekrar tekrar Oyunlar'a dönmek ve haraçlarının ölümünü izlemek zorunda kalması. İnsan bu gördükleriyle, tüm bunlarla nasıl yaşayabilir? Keşke Haymitch ölseydi, dedim. Keşke arenada bir şekilde ölseydi de böyle ölmekten beter olmasaydı. Arenayı bozduğu ve baş kaldırdığı her sahne manipüle edildi, silindi. Galip oldu ama Snow'un ağına düştü. Belki aşkının ve ailesinin yaşamasına izin verir diye her şeyden sonra, Maysilee'e verdiği sözden sonra bile onlara boyun eğdi. Sonuçta, her şeyini kaybetti ve uğruna yaşayacağı hiçbir şey kalmadı. Lenore'a verdiği söz hariç, o olmasaydı intihar ederdi diye düşünüyorum. Onu tüm bunlardan sonra yaşamak zorunda bırakmakla cezalandırdığı için Lenore'a kızıyorum biraz. Haymitch o sözü tutana kadar cehennem gibi bir hayat yaşamış olmalı. Bu kadar acıya gerek var mıydı? İsyan o olmasaydı başarısız olurdu muhtemelen, bu yüzden değmiş gibi görünse de bence bir sevgilinin omuzlarına yüklemek için çok ağır bir yük bu. Sonsöz gerçekten çok güzeldi, kitapta istediğim her şey vardı resmen. Haymitch'in Katniss ve Peeta'ya kendi hikayesini anlatması, Katniss'e çocukken Louella'yı hatırlattığı için "tatlım" lakabını takmış olması. "Aileme bakmam gerekiyor." demesi. Ailesi. Ne hikayeydi ama. Onlarla büyüdüğüm içindir belki de, bu hikaye bana eve dönmek gibi hissettirdi. Kitaptaki her bir sahne üzerine uzun uzun konuşabilirim, hatta en sevdiğim Açlık oyunları kitabı olmuş olabilir ama bunu üçlemeyi tekrar okuduktan sonra bir daha düşüneceğim. "Kar tepeye düşse de güneş her zaman doğacaktır." Hasatta Gündoğumu Suzanne Collins
Edebiyat
Hasatta GündoğumuSuzanne Collins · Dex Kitap Yayınları · 2025858 okunma
·
45 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.