Puan vermedi·384 syf.··Beğendi
· Hasret Koordinatları’nı okurken daha çok bir coğrafyanın içinden geçtim; katman katman açılan, hem fiziksel hem ruhani bir alanda buldum kendimi. Bu yüzden roman benim için neredeyse bir reenkarnasyon anlatısı gibi işledi. Aynı duyguların, başka bedenlerde ve başka zamanlarda yeniden dolaşıma girdiği reelle fanstastiğin, bilimle metafiziğin içiçe geçtiği bir dünya kurdu yazar satırların içinde.
Burada insan merkezde değil. Doğa, sadece fon değil; hafızası olan, şekillendiren, hatta tüm akışa yön veren bir varlık. “Coğrafya kaderdir” sözü bu metinde neredeyse somutlaşıyor. Çünkü toprağın jeolojik yapısı, adaların yalnızlığı, bitkilerin dili yalnızca gündelik yaşamı değil, insanın iç dünyasını da belirliyor. Mekânla benlik arasında görünmez ama güçlü bir bağ kuruluyor.
Romanın farklı coğrafyalara açılan yapısı—Hindistan’dan Andaman’a, Katmandu’dan Tibet’e—yalnızca bir yolculuk hissi yaratmıyor; aynı zamanda kültürel, teolojik ve politik katmanları iç içe geçiriyor. Özellikle doğanın isimlendirilmesi ve sınıflandırılması meselesi, kolonyal bakışa dair ince ama etkili bir eleştiri taşıyor. Bir şeyi adlandırmanın onu sahiplenmek anlamına geldiğini hatırlatan, sessiz ama keskin bir ironi var metinde.
Karakterler arasındaki ilişkiler de bu büyük yapının küçük yansımaları gibi. Batı’dan öğrenilmiş bir romantizmle yaklaşan bir zihinle, gelenekten beslenen ama onu sorgulayan bir başka zihin yan yana geliyor; ama tam olarak temas edemiyorlar. Sanki kıtalar gibi: bir zamanlar yakın, şimdi ayrı. Bu noktada romanın altına gizlenmiş Pangea fikri daha da anlam kazanıyor—bir zamanlar mümkün olan bütünlüğün artık sadece bir hatıra oluşu.
Tüm bu düşünsel katmanlara rağmen metin duygusunu kaybetmiyor. Aşk hatta umut burada bir çözüm değil belki ama bir direnç biçimi. Parçalanmışlığın içinde insanı hayata bağlayan, onu yeniden kurmaya çalışan kırılgan bir güç.
Yazarın siyasi hiciv tarzı, teolojik sorgulamaları, politik gelişmeleri gerçekçi sunuş tarzı da beğenmeme neden oldu. Merak ettiğim bir coğrafyanın ve kültürün bir takım özelliklerini de öğrenmiş oldum. Şaşırtmayan bir kadına verilen değer (!) gerçekliği de vardı.
En beğendiğim bölüm ilk bölüm oldu.
Coğrafya Kaderdir dedim yine …