·512 syf.····Okunma: 06 Nisan 2026 10:41 Bu kitapla alakalı çok karmaşık şeyler hissediyorum. Ve sebebi hakkında hiçbir fikrim yok.
Kitabın başını okuyabilmem aralıklarla iki belki de üç ayı bulmuştur. Yani dili çok güzel, betimlemeler yerli yerinde, dünyayı yavaş yavaş kuruyor, karakter tutarlı ama kitap akmıyor. Hatta unutmayayım diye kitabın iki yüzüncü sayfalarında yazdığım sinir ve sitem dolu kısa paragrafı da aşağıya alayım ki kitabın başlangıcı hakkında ne hissettiğim tam olarak anlaşılsın:
Kitabın çıkış fikrini bile sevmedim. Ama en nefret ettiğim ve katlanamadığım sahneler kadının böcek ezer gibi vampir öldürmesi. Çoğunlukla da vampiri gafil avlıyor. Vampir mesela bir insanı öldürecek ama öncesinde öldüreceği kişiyi izliyor. Baş kadın karakter de gidip vampiri öldürüyor. Ses yapmadın diyelim kokun da mı yok? Madem yok neden herkes senin leziz olduğunu düşünüyor. Hadi öldürdün, bana vampiri nasıl öldürdüğünü anlatmadan önce insan bedeninin ne kadar güçsüz olduğunu neden söylüyorsun. O kadar saçma bir kitap ki. Vampir algımı da genişletmek, yeni vampir versiyonları görmek istemiyorum. Başlicam deneyselliğinize. Bıktım ya. O kadar evren kurmuşsun bana anlattığın turnuva, yarış, oyun, düello. Yetti valla yetti. Puanı sadece uzun cümle ve betimlemeler için veriyorum. Başka hiçbir şey için değil. Devamını da okumayacağım.
Ama kitabı bitirmek üzereyken bu düşünceler aksi istikametke değişti ve kitaba olan nefretim tuhaf bir hayranlığa bıraktı. Kitabın sonuyla alakalı çok önemli bir spoiler yedim. Buraya yazıyorum o spoilerı: Oraya, vincenta ihanet ediyor. Kitabı okurken hep nasıl yaparsın, bunu nasıl yaparsın diye sitem ettim kadına. Vincentlı sahnelerde üzüldüm falan çünkü adamı sevdim. Ama sonra üçüncü imtihandı sanırım neler olduğunu anladım. Vincent oraya'yı sadece sevmiyor, insan olmasına rağmen seviyor. Onu "mükemmelleştirdiğini" vs söylerken kızı manipüle ediyor. Oraya kendini zayıf olarak görüyor çünkü Vincent ona bunu öğretmiş. Kendi gücünü ona vereceğini söylemesinin tek nedeni de tabii ki Oraya'nın sonradan ortaya çıkacak gücünü kendine istemesi. Kitabın ortalarında tahminlerim ve beklentilerim bu yöne evrildi ve çok büyük bir kısmı bir günde okudum.
Yani kitap yarısından sonra uçtu. Yani cidden daha akıcı, daha merak uyandırıcı bir hâl aldı. Raihn'i daha iyi tanıdım bir kere ve aralarındaki ilişkinin gelişimine şahit oldum. Betimlemeler dil ve anlatım değişmedi, bu büyük artıydı çünkü kitabın dili gerçekten çok güzel. Karakter değişmedi, turnuva sonuna kadar devam etti falan yani kitap genel olarak aynıyken neden düşüncelerim ortasında değişti ve en azından nefret etmeyi bıraktım bilmiyorum.
Sonra son sayfalar... Yani bu kadar mı özentisiz olur. Hadi bir an önce bitsin bir an önce ikili arasındaki ilişkinin adı konulsun diye yazıldığı o kadar belli ki... Dil de özentisizleşti, duygu geçirmeye çalışma zaten yok. Hani başı yine dili sayesinde okunuyordu ama sonuna varınca onu da kaybettik. Baştaki okuma deneyimimi resmen sürünme olarak tabir ediyorum. Çok boğucuydu. Özellikle vampirleri bu kadar kolay öldürmesi beni çok irrite etti. Ama kitabın sonunda akıcılık falan değil, bildiğiniz bayır aşağı bırakmış yazar kitabı. Takdir ettiğim dili, anlatımı bile bulamadım. Açıkçası kitabın ortasındaki ihanetler silsilesi devam etseydi daha ilgi çekici olabilirdi.
Dediğim gibi kitaba karşı duygularım çok karmaşık. Böyle hissettiğim tek kitap bu arada. Bir kitabı ya severim ya sevmem ama bu kitabı hem seviyorum hem sevmiyorum. Seri ikinci kitapla tamamlanıyorsa ancak alır devamını okurum tabii ne zaman olur bilmiyorum ama üç beş kitaplık bir seri ise okumam.