·256 syf.··Beğendi
···Okunma: 29 Mart 2026 22:05 Kendi ebeveynlerimizden görmediğimiz ebeveynliği, evlatlarımıza göstermekte oldukça zorlanıyoruz. Bir şeyin doğrusunu biliyor olmak, onun kolaylıkla uygulanabilir olduğu anlamına gelmiyor. Çünkü ne demişler; "Görgülü kuşlar, gördüğünü işler."
Z kuşağı ile X kuşağı arasında, birçok konuda arafta kalmış bir nesiliz. İçimizde bir yerlerde "kırılan bir şeyleri", kendi çocuklarımıza "daha doğru" ebeveynlik yapmaya çalışarak tamir etme derdindeyiz. Bunun için okumaya, kendimizi geliştirmeye çalışıyoruz.
Bu kitap, okunup bir köşeye bırakılacak bir kitap değil. Ara ara başımız sıkışınca veya hayatın akışında yolumuzu şaşırınca başvurabileceğimiz bir rehber. En kolayı, ebeveyninin sana yaptığını yapmak. "Bizim zamanımızda ergenlik mi vardı?" diyerek çocuklarımızla hoşça geçirebileceğimiz bu süreci bir karabasana dönüştürmek.
Biraz emek ve biraz gayretle, onların yetişkin olmaya hazırlandığı bu dönemi "en az hasarla" (hasarsız iddialı bir kelime olurdu) birlikte sevabıyla, günahıyla geçirmeye niyet etmeliyiz. Kolay olacağını öngörmüyorum, ama yetişkin olan biz olduğumuza göre anlayış göstermek zorunda kalacak olan da yine biziz. Çocuklarımızla inatlaşmayı bırakıp, onları anlamaya çaba sarf etmek zorundayız. Bir yerde okumuştum: "İnatlaşmak için iki kişi gerekir" diye. Biz o ikinci kişi olmayalım.
Unutmamalıyız ki; ergenlik bir ayrışma ve birey olma sancısıdır. Kapılar sertçe çarpılıyorsa, bu aslında "Ben buradayım ve kendimi bulmaya çalışıyorum" demenin bir yoludur. Onlar kendi yollarını çizerken bizler rüzgara karşı duran bir kaya değil, onları limana güvenle ulaştıran sakin bir deniz olmalıyız. Nihayetinde hedefimiz kusursuz çocuklar yetiştirmek değil; yaralarını bizimle sarabilen, bize güvenen ve yarın bir gün kendi kanatlarıyla uçarken arkasına baktığında sevgi dolu bir yuva hatırlayan bireyler bırakmaktır. Yolumuz uzun, yükümüz ağır ama niyetimiz iyileşmek ve iyileştirmekse, bu yolculuk her şeye değer.