Son günlerde zihnimin o eski, mekanik sessizliğinden sıyrılıp sancılı ama gerçek bir uyanışa geçtiğini hissediyorum. Kendi kabuğuma çekildiğim o korunaklı kale, artık sadece havalı teorilerle veya ağdalı cümlelerle ayakta duramıyor. İnsan ilişkilerinde o "kusursuzluk" maskesini takmanın, aslında sadece kendimi daha derin bir yalnızlığa itmek olduğunu fark ettim.
Ancak bu maskeleri indirip sadece kendim olma çabası, beraberinde beklemediğim bir enkazı da getirdi.
Bazen birini tanıma isteği, o kişiyi çok sevdiğin bir konuyu öğrenir gibi merak etmek, karşı tarafta bir "yargılama" olarak algılanabiliyor. Bir aynaya bakıp sadece kendi yansımanı değil, o aynanın seni nasıl gördüğünü anlamaya çalışırken aynanın puslanması ve seni kendinden şüphe ettirmesi çok ağır bir yükmüş. Kafamın içinde her ihtimali didikleyen o bitmek bilmeyen sesler; niyetimin sadece bağ kurmak olduğunu anlatmaya çalışırken, kelimelerimin birer suç aletine dönüştüğünü görmek beni nefessiz bıraktı.
Bu satırlar, kimin haklı kimin haksız olduğunu tartmak ya da birilerini köşeye sıkıştırmak için değil; sadece o puslu aynada kaybolan sesimi yeniden duymak için. O son konuşmada havada kalan belirsizlik, belki de sınırları öğrenmenin en sert dersiydi. Kendime sorduğum "Ben ne kadar kendimim?" sorusu, karşı tarafın bende bıraktığı o şüpheyle birleşince, o eski robotik sessizliğin ne kadar güvenli ama ne kadar ruhsuz olduğunu bir kez daha anladım.
Bir hikâyenin yarım kalması, o hikâyenin yanlış olduğu anlamına gelmiyor. Belki de sadece iki tarafın da kendi içindeki o fırtınalarla yüzleşmeye henüz hazır olmadığını gösteriyor. Beni kendimden şüphe ettiren o seslere rağmen, artık içimde bir yerde hala elinden tutulmayı bekleyen o savunmasız tarafa "Sadece sen olduğun için buradayım" diyebiliyorum.
Bu havada kalmış hüzne bir yer açıyorum. Çünkü biliyorum ki; her ne kadar sancılı olsa da, hissetmek ve bu bilinmezliğin içinde masada kalmak, Oblomov gibi bir koltukta çürümekten çok daha onurlu.
Şimdi bu yaşanmışlığı bir ders olarak cebime koyup, o bitmek bilmeyen kuruntulardan uzaklaşarak yürümeye devam ediyorum. Hayat benim memnuniyetime bakmıyor olabilir ama ben artık kendi gerçekliğime bakıyorum.