·520 syf.··Beğendi
···Okunma: 07 Nisan 2026 12:53 Afaganistan öyküleriyle dolu bir çok kitap okudum. Acı göz yaşı dram ve insan onurunu hiçe sayan hikayelerle dolu kitaplar. Bu farklı dedim başlarda. Dünya ya öksüz olarak gözlerini açan bir bebek olsada güzel olan yolunda giden birşeyler vardı. Hatta ümitsizliğe kapıldığı zamanlarda bile küçük kızın elinden tutan sihirli bir güç var gibiydi. Bir şekilde her şey yoluna giriyor, yüzü gülmeye devam ediyordu.
Sonra birden Sovyetler arkasından taliban, bütün kötülüğüyle belirmeye başladı kitabın sayfaları arasında. Ve yine o alışıldık acı dolu sayfalar bir biri arkasına sıralandı. Her şeye rağmen ailesini bir arada tutma gayretinde ki üvey anne elinde büyümüş öksüz kızın yerini üç çocukla dul kalmış bir kadın aldı.
Umutlarla dolu İngiltere yolunda ki zorlu acımasız ama gayretle inanmışlıkla dolu bir kaçış hikayesi Manş tünelinde son buldu.
Sürükleyici akıcı anlaşılır bir dille yazılmış bu mülteci hikayesini bazen kendinizi sorgulayarak bazen yaşadığınız hayata şükür ederek fakat elinizden bırakamadan okumaya devam edeceksiniz.
Benim payıma düşen ise okuduğum bu Afganistan hikayelerinin gerçekle bağdaştığını var sayarak, diri diri gömülen kız çocuklarını omuzlarda taşıyan, cennet anaların ayakları altındadır diyen bir peygamberin ümmeti olduğunu söyleyen bu sözde şeriatcı müslümanların kadını bu kadar değersiz aşağılık bir mahluk olarak görmesi, erkeği ise her ne olursa olsun ilahlaştırması kadar tezat bir şeyin olmayışı. İslamı şeriatı bunlardan öğrenip böyle yaşayış sanıp islama ısınmak mümkün değildir. ŞERİAT ALLAH'IN KANUNLARI ÇERÇEVESİNDE YAŞAMAK VE YAŞATMAKTIR. Eli silahlı, gücü elinde bulunduran aşağılıkların dayatmaları değildir.