Gönderi

"Ölüm diye bir şey yok. Yaşam ruhtur ve ruh da ölemez."
10/10
·339 syf.··
2026 9. kitabı
·
12 günde okudu
·
Okunma: 08 Nisan 2026 16:09
Jack London'ın edebi meziyetlerini en iyi görebileceğiniz eserlerinden biri... Neresinden başlasam anlatmaya bilemiyorum çünkü bu kitabın anlattıklarını anlatmak için başka kitaplar yazmak gerek... Hani bazı kitapları bitirdiğinde artık eski sen değilsindir ve kendine gelmen ve okuduklarını sindirmen biraz zaman alır; bendeki etkisi böyle oldu tam olarak. İçinde bolca insan ve toplum eleştirisi barındıran pesimist ve realist pasajlar görebileceğiniz fakat aynı zamanda umudun yitirilmemesi gerektiği, yaşama dört elle sarılmak ve vazgeçmemek gerektiği ve kadınların ne denli kutsal varlıklar hatta yaşamın tüm amacının "onlar" olduğunu anlatan optimist pasajlar ve övgüler de görebileceğiniz bir kitap. Okurların çoğu Victor Hugo'nun "Bir İdam Mahkumunun Son Günü" kitabına benzetmekte haklı çünkü ana karakterimiz idam mahkumu bir Ziraat Profesörü; Standing(böyle bir eserde bir meslektaşla karşılaşmak her şeye rağmen güzeldi). Standing, hapishanede karşılaştığı işkence ve tecritlerde bir süre sonra deli gömleği giydirildiği dönemlerde transa geçip zamanlar arası yolculuğa başlıyor ve bize insanlık tarihinin en ücra köşelerinin kapılarını aralıyor. Burada yazarın alışık olduğumuz müthiş hayal gücü ve çoğu eserinde gördüğümüz maceraperestliği kitabı oldukça akıcı kılıyor. Kendinizi ıssız adada tek başına yıllarca yaşam mücadelesi veren birinin hayata nasıl tutunduğunu hayretle izlerken bir anda İsa'nın çarmıha gerilişine tanıklık eden bir viking olarak buluyorsunuz. Gerçekten bu kitabı okumak başlı başına bir deneyim. Öyle harika cümleler vardı ki gereğinden fazla alıntı paylaşmak zorunda kaldım. Kahramanımız, zamanlar arasında yolculuk yapmaya başlamasıyla birlikte madde ve ruh alemlerini birbirinden ayırt etmeye ve dünyanın/bedenin geçici bir istasyon olduğunu aslolanın ruh olduğunu keşfediyor ve sık sık bu durumu vurguluyor. Hangi çağa ve bedene gitse yine aynı benlikte ve kişilikte buluyor kendini. Bir sonraki bedenine ulaşabilmek için işkence amacıyla aldığı gömlek cezalarını dört gözle bekler oluyor. Bu dünyadan kedini tamamen soyutlayarak başka dünyaların kapılarını açmayı başarıyor. Martin Eden'den sonra edebi yönü ağır basan en güçlü kitaplarından biri olduğunu düşünüyorum. Biraz dili ağır ve çevirisi farklı geldi (sanırım Levent Cinemre'nin çevirilerine alıştığımız için) kabul ediyorum fakat 25-30 sayfa sonra alışılıyor. Uzatmayayım; bir Jack London hayranı olarak "bugüne kadar nasıl bu kitabını okumamışım!?" dedim ve bitmemesi için sonunu yavaş yavaş okudum. Bence muazzam bir dille yazılmış harika bir başyapıt. Bugüne kadar yeterince abartılmamış ve daha fazla okunması ve abartılması gerektiğini düşünüyorum. Saygılarımla, iyi okumalar diliyorum.
Alıntı
Yıldız GezginiJack London · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202510,3bin okunma
·
891 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.