Kudüs Konçertosu, yaralı bir şehrin, tarihin içinden yükselerek gelen kırık seslerini insanlığa karşı yankıya dönüştüren nadide bir eser, adeta ağıttan yapılmış bir şiir demetidir.
Eserde Kudüs, haritada bir nokta değil; zamanın kalbinde atmayı sürdüren kadim bir nabızdır. Şair, bu şehri anlatmaz yalnızca; onu dinler, onu konuşturur, onunla birlikte susar.. Her dize, taşların hafızasına sinmiş bir yankı gibi yükselir. Kudüs, yaralanmış bir beden gibidir. Her sokak, geçmişin silinmeyen izleriyle örülüdür; her duvar, hem bir dua hem bir ağıt taşır. Kudüs burada bir mekân değil, bir sesler toplamıdır; kırılmış duaların, yarım kalmış tarihlerin ve suskun çığlıkların birbirine karıştığı bir iç müziktir sanki.
Adonis’in üslubu ise, yoğun imgelerle örülü, çağrışımsal bir dille işleyen, kırık ve parçalı bir yapıya sahiptir. Yani hem lirik hem felsefi, çok sesli ve düşündürücüdür. Her satır, her bir kelime, başka bir anlamın parçalanmış izini taşır. İşte bu saklı sesler, satır aralarından gelen bir davettir bizlere, anlamın derinliklerine doğru çağıran bir sessizliktir görüneni değil, gizlenenin izini sürebilmemiz için..
Kudüs Konçertosu’nda zaman, doğrusal bir akış içerisinde değildir; kırılmış bir ayna gibidir. Geçmiş şimdiye sızar; gelecek çoktan yaşanmış gibi yankılanır. Kudüs ise, bu parçalanmış zamanın merkezinde durur, hem başlangıçtır hem de bir son.. Unutuşa direnen bir acı olur, ne geçmişte kalır ne de bugüne sığar.
Ayrıca eserde güçlü bir tarihsel ve politik arka plan vardır fakat bu durum hiçbir zaman doğrudan ifade edilmez. Adonis, açık söylemler yerine ima ve sezdirme ile bizlere aktarır o üstü örtülü dünyayı. Yani, bağırmaz; fısıldar.. Bu yüzden şiirin etkisi daha derindir. Kudüs üzerinden anlatılan, yalnızca bir coğrafyanın hikâyesi değildir, insanın yeryüzündeki kırılgan varoluşunun hikâyesidir.
Sözünözü, Kudüs Konçertosu yalnızca okunan bir eser değil, okurda yankılanmaya devam eden bir deneyimdir. Adonis, şiiri bir anlatım biçiminin ötesine taşıyarak onu düşünsel ve duygusal bir yolculuğa dönüştürür. Kudüs ise bu yolculuğun merkezinde, hem bir soru hem de cevapsız bir çağrı olarak varlığını sürdürür..
Yolunuz düşerse bu kısa ama büyülü esere, okumanızı tavsiye ederim, naçizane..
Meraklısına birkaç alıntı ekleyerek son veriyorum incelememe;
Kapısını yalın ayak çalın,
bir nebi açar onu, yürümeyi öğretir size, nasıl eğileceğinizi de..
#301082921
"Beytülmakdis haşrin ve neşrin toprağıdır."'
"Kim Beytülmakdis'te ölürse, gökte ölmüş gibidir."
#301084146
Bu yeryüzü tarihinin göksel bir özü vardır, adı Kudüs'tür..
#301084352
Alemin başlangıcında söz vardı
sözün başlangıcında kan..
#301084600
Neden aklın hüzünleri, bedenin arzularına mezar olmaktadır?
#301133933
Kudüs bir düş - bir dil..
Tarihin, öncesiyle ve sonrasıyla içinde kaynaştığı bir dil...
#301134382
Ahir zamanda hicret Beytülmakdis'e olacaktır..
#301135821
Bir dönüşüm ki
Bu dönüşümde füzeler sadece aşıkların evlerini hedef alıyor..
#301136517
Hayatın içinde hayat yok, ey Meryem, hayat ancak suretin içinde..
#301137008
Her son bir başlangıçtır: ölümden başka bir şey yok çocuklarına öğreteceğin..
#301138563
Elektronik bir orduyu sevk ediyor kızıl bir melek. Her alet bir afet..
#301139593
Son olarak soruyorum:
Öldürmenin idare ettiği ya da suç üzerine kurulmuş bir ülke ne olur?
(. .. )
"Yazıklar olsun o kente ki
Kan ile bina edilmiştir ve günah ile kurulmuştur."
#301140507
Tarih - Yapay bir sudur, içinde soylar ve soplar yüzer..
#301144751
Koku hususunda başkasını istemez gül. Yuvasını taşıyarak uçmaz bir kuş..
#301145112
Yeryüzü bir rahmettir, topraksa son ve ilk..
#301146836
Kör bir kasırganın parmakları arasında parçalanıp dağılan falcı çizgileri gibi bir tabiat..
#301159989
Adımların tarihinin sunduğu bu azık yetmez bana, bana gereken başka bir azıktır bedenin tarihinin sunduğu..
#301162030
Ama bu kentte ne yapacak ilkbahar,
Boğularak yahut yanarak ölen çocuklar arasında?
#301165006