·312 syf.····Okunma: 28 Mart 2026 21:28 Fas asıllı Fransız yazar Leila Slimani, kendi ailesinin hikayesinden esinlenerek yazdığı “Başkalarının Ülkesi” üçlemesinde bir ailenin üç kuşağının hikayesiyle beraber Fas’ın altmış yıllık siyasi ve toplumsal portresini çiziyor.
Serinin adını taşıyan ilk kitap 1947 yılında açılıyor. Fransa’nın Alsace bölgesinden bir kadınla, İkinci Dünya Savaşı’nda Fransa için savaşmış Faslı bir askerin evlenip Fas’ın kırsal kesiminde bir çiftlikte yaşamalarını konu alıyor. Arka planda, Fransa’nın sömürgesiyken bağımsızlık mücadelesi veren Fas’ı okurken, bu ortamda bir Faslı için bir Fransızla evli olmak (ve tam tersi) ne demek mükemmelen işliyor yazar. Slimani’yi tanıyan okurları şaşırtmayacak şekilde kadınların toplumdaki yeri kurgunun merkezinde yer alıyor.
Ailenin ikinci kuşağının hikayesine odaklanan ikinci kitap “Dans Edişimize Baksana” 1968’den devralıyor hikayeyi ve 1974’e dek uzanıyor. Bağımsızlık sonrası dönem Fas’ında iki kültürlü, iki dinli ve iki dilli bir ailede yetişen karakterlerimiz adeta kimliğini bulmaya çalışan ülkeyi temsil ediyor. İki ayrı dünya arasında bocalayan toplumda farklı sosyal sınıflardan insanları tanıştırıyor bize Slimani ve yine kadın merkezli bir hikaye kuruyor.
Son kitap “Ateşi Yanımda Götüreceğim” 1980’ler Fas’ından başlıyor anlatmaya ve 2000’lere dek geliyor. Yine değişen dünya şartlarında hem kendi kimliğini bulmaya çalışan hem de sürekli iki uçta bocalayan ülkeyi okuyoruz. Üçüncü kuşakla beraber bireysel hayatlar da epey değişiyor. Bu kez dönemin Fas toplumunda queer bir birey olmayı işliyor Slimani. Globalleşen dünyada bazı sınırların hâlâ ne kadar keskin ve bazı yerlerin hâlâ -fiziken olmasa da- ne kadar uzak olduğunu gösteriyor.
Çok beğenerek okudum seriyi. Değişen yıllarla beraber hem bir ülkenin hem de toplumdaki bireylerin -biraz da bize benzeyen- değişimlerini okumak çok keyifliydi. Slimani, hem kişisel hikayeleri, özellikle kadınların dünyasını anlatmakta hem de siyasi/toplumsal meseleleri bu hikayelere yedirmekte çok mahir bir yazar. Farklı kültürlere dair kurgulardan, kuşaklara yayılan aile hikayelerinden ya da dönem romanlarından hoşlananlara muhakkak tavsiye ederim.