9/10
·158 syf.··
2026 3. kitabı
İhsan Süreyya Sırma’nın İslamiyet Tebliği: Mekke Dönemi ve İşkence adlı eseri, bana yalnızca bir dönemi anlatmadı. Bu kitap, beni kendi inancımla, sabrımla ve samimiyetimle yüzleştirdi. Sayfaları çevirdikçe bir tarih okuduğumu sandım; oysa aslında insanın neye dayanabileceğini, ne uğruna dimdik kalabileceğini gördüm. Muhammed’in tebliğ sürecindeki duruşu, bu kitabın en sarsıcı taraflarından biriydi benim için. Çünkü burada anlatılan şey sadece bir direniş değildi. Onca hakarete, dışlanmaya ve işkenceye rağmen geri adım atmayan bir insan vardı; ama asıl dikkat çekici olan, onun gücü değil, tevazusuydu. İnsanlar ona kulak vermediğinde onları suçlamak yerine kendini sorgulaması… “Acaba ben mi eksik anlattım?” diyebilmesi… İşte bu, beni en çok etkileyen noktaydı. Çünkü haklı olduğu halde kibirlenmeyen bir duruş, bugün bile ulaşılması zor bir erdem gibi geliyor. Kitapta anlatılan sahabelerin sadakati ise ayrı bir derinlik taşıyordu. Ali’nin, ölümü göze alarak Peygamber’in yatağında yatması… Ebu Bekir’in, Sevr mağarasında kendini onun yerine tehlikeye atması… Ve Esma bint Ebu Bekir’in, gördüğü şiddete rağmen tek bir kelime bile söylememesi… Bunlar sadece anlatılan olaylar değildi; bunlar, bir inancın nasıl yaşandığını gösteren örneklerdi. Bu noktada kendime şu soruyu sormadan edemedim: Bir insanı bu kadar sadık yapan şey nedir? İnanç dediğimiz şey, sadece kalpte hissedilen bir duygu mu, yoksa uğruna her şeyin göze alınabildiği bir hakikat mi? Kitapta yer alan işkenceler, bir tarih bilgisinden çok daha fazlasını ifade ediyordu benim için. Bu anlatılanlar, insanın sınırlarını zorlayan birer imtihandı. Ve ben, satırların arasında şunu fark ettim: İnanç, sadece kalpte taşınan bir şey değilmiş; gerektiğinde bedende taşınan bir yükmüş. Belki de bu kitabın bende bıraktığı en derin etki, kendi hayatımla yaptığım kıyas oldu. Onların yaşadıklarıyla kendi hayatımı yan yana koyduğumda, aslında ne kadar konforlu bir inanca sahip olduğumu fark ettim. Zorluk görmeden inanmak kolaydı; asıl mesele, zorluklara rağmen vazgeçmemekti. Bu kitap bana sadece geçmişi anlatmadı. Bana bir soru sordu: “Sen, ne kadar dayanabilirsin?” Ve belki de en önemlisi şunu öğretti: Bu insanlar sadece hayran olunacak kişiler değil; aynı zamanda örnek alınması gereken bir sorumluluğun temsilcileriydi.
Duygu ve Düşünce
İslâmî Tebliğin Mekke Dönemi ve İşkenceİhsan Süreyya Sırma · Beyan Yayınları · 20241,301 okunma
·
29 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.