Çeşme Altınkum’un o sakin dalga sesleri, bazen en derin yaraları bile uyuşturmaya yetiyor. Elimde Hediye Demet Akan’ın Yara Atlası... Yanımda sadece denizin tuzu ve rüzgarın fısıltısı. Bazı kitaplar sadece okunmaz, hissedilirmiş; bu kitap tam da öyle bir yolculuğa davet etti beni.
Yara Atlası, adından da anlaşılacağı üzere aslında hepimizin ruhunda taşıdığı o görünmez haritaları anlatıyor. Hayatın içinde aldığımız darbeleri, sakladığımız kırgınlıkları ve en önemlisi bu yaralarla nasıl barışabileceğimizi naif ama çarpıcı bir dille ele alıyor. Yazar, karakterlerin iç dünyasında gezinirken aslında okurun da kendi yarasına parmak basmasını sağlıyor. Masalsı bir atmosferle gerçek hayatın sertliğinin harmanlandığı, okurken "evet, bu tam olarak benim hissettiğim şey"dedirten kitap.
Benim için bu okuma, denizin kıyısında kendi iç dünyama yaptığım bir yolculuk gibiydi. Eğer siz de ruhunuzu dinlendirmek, geçmişin izlerine farklı bir gözle bakmak ve kelimelerin arasında şifa aramak isterseniz, bu atlasın sayfalarında kaybolmanızı kesinlikle öneririm.