"İnsan en çok çaresiz kaldığında değil, dua etmediğinde yalnızdır."
Mecit Ömür Öztürk’ün o duru, ruha dokunan ve felsefi üslubuyla ilk kitabında tanışmış, hatta daha sonra Storytel’de de keyifle dinlemiştim. Tarzına, kalbine aşina olduğum yazarın Dervişin Teselli Koleksiyonu serisinin 5. kitabı olan "Duayı Yeniden Keşfetmek" bana geldiğinde içimde ayrı bir heyecan oluştu.
Ben bu tarz kitapları aceleye getirmeden, her kelimenin tadını çıkara çıkara, tabiri caizse o edebi ve ağdalı dilin içinde kaybolarak okumayı çok seviyorum. Bu kitap tam da öyle bir okuma deneyimi sundu bana; elimde kalemle, altını çize çize, her satırda durup düşünerek okudum.
Peki Ne Anlatıyor "Duayı Yeniden Keşfetmek"?
Yazar bu kez bizi duanın sadece bir "istek listesi" olmadığı, insanı mutlak yalnızlıktan kurtaran en güçlü köprü olduğu gerçeğiyle yüzleştiriyor.
Dua etmek pasif bir bekleyiş değil, insanı eyleme geçiren dinamik bir güçtür.
"Dua ediyorum ama kabul olmuyor" yanılgısına düşen kalplere, ilahi zamanlamanın ve o yakarış anının kendisinin nasıl bir ödül olduğunu fısıldıyor.
Hayatın getirdiği dertler ve modern dünyanın karmaşası karşısında sığınılacak en samimi limanı, yani duayı bize yeniden tarif ediyor.
Eğer hayatın hızından yorulduysanız, ruhunuza derin bir nefes aldırmak ve dua kavramına bambaşka, bilgece bir pencereden bakmak istiyorsanız bu kitap kitaplığınızda mutlaka olmalı. Mecit Ömür Öztürk, kelimeleriyle kalbinize dokunmayı yine çok iyi başarıyor.