Fulya AYSEL SARPAŞ

Puan vermedi·216 syf.··
2026 39. kitabı
Bizi Biz Yapanları, Şehirlerin Gürültüsünde Ne Ara Unuttuk? Bugün size, sayfalarını gözyaşlarıyla kapattığım, kalbimi tam on ikiden vuran çok özel bir kitaptan bahsetmek istiyorum. Büyük şehirlerin o bitmek bilmeyen keşmekeşinde, plazaların, metroların, koşturmacaların arasında neleri kaybettiğimizi hiç düşündünüz mü? Ben bu kitabı okurken kendimi çok derin bir sorgulamanın içinde buldum. Hikaye bizi 1970’lerin İspanyası’na, taşranın o saf ve duru atmosferine götürüyor. Kitapta küçük bir çocuğun, Curro’nun büyüme yolculuğuna eşlik ediyoruz. Annesi Mercedes, idealist bir öğretmen; okulda, iş güç arasında çocuklarına yetişmeye çalışırken evdeki o büyük boşluğu doldurması için köylü bir kadını, Emérita’yı (namıdiğer Emé’yi) yanlarına alıyor. Emé okuma yazma bilmeyen, sessiz, kendi halinde bir kadın... Ama Curro’nun çocukluk hafızasının mimarı, yaralarını saran, ona dünyanın en saf sevgisini sunan ikinci bir anneye dönüşüyor. İşte can alıcı nokta tam burada başlıyor: Curro büyüdükçe, şehir hayatına karışıp modern dünyanın koşturmacasına kapıldıkça, arkasında bıraktığı köklerini ve kendisini sessizce büyüten bu koca yürekli kadını ne kadar ihmal ettiğini görmeye başlıyoruz. Aslında yazarın anlattığı şey; tamamen bizim, hepimizin hikayesi... Modern hayatın hızına kapılıp giderken, bizi biz yapan o sessiz fedakarlıklara karşı fark etmeden sergilediğimiz o görünmez “nankörlük”. Okurken durup durup kendi geçmişime, çocukluğuma, hayatımdaki “o insanlara” baktım. İçimde bir yerler hem çok acıdı hem de şefkatle sarıldı. Eğer sadece bir hikaye okumak değil; ruhunuza dokunacak, sizi kendinizle yüzleştirecek ve bittiğinde sevdiklerinize daha sıkı sarılmanızı sağlayacak bir başucu kitabı arıyorsanız, “Nankörler” kesinlikle o okuyun.
NankörlerPedro Simón · İnkılâp Kitabevi · 202612 okunma
Reklam
Puan vermedi·98 syf.··
2026 38. kitabı
Bazen hayatın koşturmacasından, zihnimizin kalabalığından öyle çok yoruluruz ki... Tam da böyle bir anda, elimde su gibi akan ama ruhuma dokunan şahane bir kitapla baş başa kaldım: Yolda Olmak, Dikenleri Budamak Nildem Dilmeç Tokur, o kadar naif ve güçlü bir dil yakalamış ki, sayfalar akıp giderken kendimi kendi hayatımın ‘dikenlerini’ ayıklarken buldum. Yazarın da dediği gibi; bize dikensiz bir yol vadetmiyor hayat. Ama o yolu yürüyecek gücü, ayağımıza batanları nasıl budayacağımızı öğrenmek bizim elimizde. Eğer son zamanlarda hayatın getirdiği yüklerden ağırlaştığınızı hissediyorsanız, kendinize bir çay demleyin ve bu kitaba şans verin. Ruhunuzu hafifletecek, su gibi bir okuma deneyimi olacak.
Yolda Olmak, Dikenleri BudamakNildem Dilmeç Tokur · Otağ Yayınevi · 20253 okunma
9/10
·368 syf.··
2026 37. kitabı
Ben Pauline’i arıyorum ama o...” Bazen birini aramak, aslında kaybettiğimiz bir zamanı, kaçırdığımız bir treni ya da en çok da eski kendimizi aramaktır. Sevgili Burak Çapraz’ın kaleme aldığı bu özel romanı deneyimleme şansım oldu. 90’ların İstanbul’unda başlayan, yıllar sonra bir film afişiyle fitili ateşlenen ve Floransa’dan Paris’e uzanan entelektüel bir arayış hikayesi...Felsefe akademisyeni bir adamın, gençlik aşkının izini sürmek için Floransa, Prag, Berlin ve Paris sokaklarına uzanan yolculuğunu anlatıyor. Ama bu sadece bir aşkı arama hikayesi değil; sanatla, sinemayla ve derin sorgulamalarla örülü entelektüel bir labirent. Sayfaları çevirirken sadece kahramanın adımlarını takip etmedim; felsefenin, sinemanın, müziğin ve resmin içinde sanatsal bir yolculuğa çıktım. Sakin, içe işleyen ve bitirdiğinizde sizi kendi geçmişinizle baş başa bırakan zarif bir anlatım. Eğer şu sıralar ruhunuzu besleyecek, sizi Avrupa sokaklarında felsefi bir keşfe çıkaracak bir roman arıyorsanız, listenize mutlaka ekleyin. “Her arayış, aslında bir eve dönüş hikayesidr.”
Ben Pauline'i Arıyorum Ama OBurak Çapraz · Edebiyatist Yayınevi · 202558 okunma
10/10
·138 syf.··
2026 36. kitabı
KIRILAN SESSİZLİK Bazı kitaplar vardır; kapağını açarsınız ve zamanın nasıl geçtiğini anlamadan kendinizi o hikayenin içinde, sayfaların arasında adeta koştururken bulursunuz... İşte Hakan Yüksek’in Kırılan Sessizlik romanı benim için tam olarak böyle soluksuz bir deneyim oldu! Hikaye, kendi halinde bir mühendis olan Halim’in sakin ve düzenli hayatıyla başlıyor. Ancak çocukluk arkadaşı Ferdi’nin gizemli tavırları ve hemen ardından bir gece yaşlı komşularının evine giren hırsızın kanlı bir cinayete yol açmasıyla her şey altüst oluyor. Halim, bu cinayetin ardındaki sır perdesini aralamaya çalıştıkça olaylar öyle bir sarpa sarıyor ki; en yakın arkadaşından kız kardeşine, hatta örnek aldığı anne-babasına kadar herkesin sakladığı gerçeklerle yüzleşmek zorunda kalıyor! "Bir bölüm daha, acaba arkasından ne çıkacak?" derken kendimi kitabın son sayfasında buldum. Güven duygusunun kaybını, sırların bir aileyi nasıl sarsabileceğini ve o sakin İstanbul sokaklarının ardındaki gerilimi yazar o kadar ters köşelerle dolu ve akıcı işlemiş ki, adeta sayfaların arasında koştum! 🝔️ Yazarın kalemiyle ilk defa bu kitap sayesinde tanıştım ve dürüst olmak gerekirse bayıldım! İnsan psikolojisini ve gizem örgüsünü o kadar duru ama bir o kadar da sürükleyici aktarmış ki, yazarın diline hayran kalmamak elde değil. İlk tanışma için kesinlikle harika bir keşif oldu.
Kırılan SessizlikHakan Yüksek · Kitapyurdu Doğrudan Yayıncılık · 202624 okunma
10/10
·144 syf.··
2026 35. kitabı
"İnsan en çok çaresiz kaldığında değil, dua etmediğinde yalnızdır." Mecit Ömür Öztürk’ün o duru, ruha dokunan ve felsefi üslubuyla ilk kitabında tanışmış, hatta daha sonra Storytel’de de keyifle dinlemiştim. Tarzına, kalbine aşina olduğum yazarın Dervişin Teselli Koleksiyonu serisinin 5. kitabı olan "Duayı Yeniden Keşfetmek" bana geldiğinde içimde ayrı bir heyecan oluştu. Ben bu tarz kitapları aceleye getirmeden, her kelimenin tadını çıkara çıkara, tabiri caizse o edebi ve ağdalı dilin içinde kaybolarak okumayı çok seviyorum. Bu kitap tam da öyle bir okuma deneyimi sundu bana; elimde kalemle, altını çize çize, her satırda durup düşünerek okudum. Peki Ne Anlatıyor "Duayı Yeniden Keşfetmek"? Yazar bu kez bizi duanın sadece bir "istek listesi" olmadığı, insanı mutlak yalnızlıktan kurtaran en güçlü köprü olduğu gerçeğiyle yüzleştiriyor. Dua etmek pasif bir bekleyiş değil, insanı eyleme geçiren dinamik bir güçtür. "Dua ediyorum ama kabul olmuyor" yanılgısına düşen kalplere, ilahi zamanlamanın ve o yakarış anının kendisinin nasıl bir ödül olduğunu fısıldıyor. Hayatın getirdiği dertler ve modern dünyanın karmaşası karşısında sığınılacak en samimi limanı, yani duayı bize yeniden tarif ediyor. Eğer hayatın hızından yorulduysanız, ruhunuza derin bir nefes aldırmak ve dua kavramına bambaşka, bilgece bir pencereden bakmak istiyorsanız bu kitap kitaplığınızda mutlaka olmalı. Mecit Ömür Öztürk, kelimeleriyle kalbinize dokunmayı yine çok iyi başarıyor.
Duayı Yeniden KeşfetmekMecit Ömür Öztürk · Hayy Kitap · 202686 okunma
Reklam