2/10
·128 syf.··
2026 286. kitabı
Az önce Çehov'la yollarımı ayırdığımı söylemiştim ama gerçekten meraktan sırf sınırını görmek için; bir insan en fazla neyi anlatamaz diye okumaya devam ediyorum. Her metninde aynı şey: bir yere gitmek isteyenler, gidemeyenler, kalanlar. Ama ortada ne bir kırılma var ne bir yüzleşme. Her şey sürekli erteleniyor, sürekli askıda kalıyor. İnsan bir noktadan sonra “tamam, artık bir şey olsun” diye bekliyor ama olmuyor. Ben edebiyatta beklemek istemiyorum. Ben o bekleyişin sonucunu görmek istiyorum. Bir insanın içinde bir şey kırılacaksa, o kırılmayı hissetmek istiyorum. Ama burada herkes konuşuyor, düşünüyor, hayal kuruyor… ve hiçbir şey yapmıyor. En çok da bu pasiflik sinir bozucu. Moskova’ya gitmek istiyorlar mesela — git. Bu kadar. Ama gitmezler. Çünkü Çehov’un dünyasında kimse gerçekten harekete geçmez. Bir süre sonra şu hissi veriyor: Hayatın en silik, en etkisiz hâlini izliyorum. Ne acı derinleşiyor ne mutluluk anlam kazanıyor. Her şey yarım, her şey eksik. Açık söyleyeyim: Ben Çehov’da bir derinlik değil, bir yetersizlik hissediyorum. Ve bu kadar tekrar eden, bu kadar sonuçsuz bir anlatının insanı etkilemesini de anlamıyorum.
Üç Kız KardeşAnton Çehov · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20169,8bin okunma
·
24 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.