Zülfü Livaneli ‘nin Orta Zekalılar Cenneti adlı eseri, sadece bir deneme kitabı değil; aynı zamanda Türkiye’nin düşünsel yapısına tutulmuş oldukça cesur ve rahatsız edici bir ayna gibi. Livaneli, bu kitapta toplumun sorgulamaktan uzaklaşan, kalıplar içinde düşünmeye alışmış yanlarını eleştirirken, okuyucuyu da pasif bir izleyici olmaktan çıkarıp aktif bir sorgulayıcı olmaya davet ediyor.
Kitabı okurken en dikkat çekici noktalardan biri, yazarın Türkiye üzerine yaptığı tespitlerin keskinliği ve gerçekliğiydi. Anlattığı birçok duruma neredeyse her cümlede hak vermek, metinle güçlü bir bağ kurmamı sağladı. Özellikle toplumun “orta zekâ” olarak tanımlanan, risk almayan ve derin düşünmekten kaçınan kesimine yönelik eleştirileri, günümüz gerçekliğiyle oldukça örtüşüyor. Livaneli’nin dili sade ama etkileyici; bu da deneme türünü çok tercih etmeyen bir okur için bile kitabı akıcı ve sürükleyici kılıyor.
Yazarın insan psikolojisine ve toplumsal davranışlara dair yaptığı analizler, kitabı sıradan bir fikir metni olmaktan çıkarıp daha derin bir düşünsel yolculuğa dönüştürüyor. Bu yönüyle eser, yalnızca okunup bitirilecek değil; üzerine düşünülecek, hatta zaman zaman dönüp tekrar okunacak bir kitap niteliğinde.
Genel olarak Orta Zekâlar Cenneti, okurunu rahatsız eden ama bir o kadar da düşündüren bir eser. Eğer bir kitap size sürekli “evet, tam olarak böyle” dedirtiyorsa, orada güçlü bir gözlem ve gerçeklik payı vardır. Livaneli’nin bu kitabı da tam olarak bunu başarıyor.