Gölge Adam 'ından tanıdığımız evrene geri dönüyoruz — bu kez 20 kurbanı numaralandıran bir katille. Seri devam kitabı olduğu için bazı sürprizler önceden bilinen zemine oturuyor; bu da ilk kitabın o sıfırdan inşa edilen gerilimini tam olarak yakalamayı zorlaştırıyor. Yine de son 200 sayfa gerçek anlamda sürüklüyor. Kitabın en güçlü yanı finali. Katilin kim olduğunu hiç tahmin edemedim — polisiye gerilimden beklenen şey tam da bu zaten. Bir adamın kaçırılış sahnesi ve ölümden kurtulan birinin katiline duyduğu karmaşık his ise kitabın en çarpıcı iki anı olarak aklımda kaldı. Gölge Adam'ı okumuş olmanın hem avantajı hem dezavantajı var; bağlantılar anlam kazanıyor ama o ilk keşfin heyecanı bir daha gelmiyor. Serinin burada noktalanması gerektiğini düşünüyorum — üzerine daha fazla ne katılabilir, emin değilim. Gerilim seviyorsanız ya da aranıza keyifli bir kafa dağıtmalık kitap katmak istiyorsanız
Kişisel gelişim türünü sevenler için biçilmiş kaftan olabilir ancak benim için hayal kırıklığı yaratan bir okuma deneyimi oldu. Büyük bir hevesle başladığım kitap, beklentilerimi karşılamadı. Kitabın özü aslında kültürümüzde zaten var olan "damlaya damlaya göl olur" düsturunun modern versiyonu: küçük alışkanlıklar edinerek hedeflerimize daha sağlam adımlarla ulaşabilir, hatta yapmaya korktuğumuz ya da ertelediğimiz şeyleri hayatımıza kalıcı biçimde yerleştirebiliriz. Fikir değerli, ancak yazar aynı mesajı farklı kılıflara sokarak defalarca tekrarlıyor; bu da okuma deneyimini yorucu hale getiriyor. Kendi payıma kitaptan aldığım en somut şey, zaten uyguladığım liste yapma ve tamamlanan işleri işaretleme alışkanlığımın neden işe yaradığını teorik olarak görmek oldu; beyinin küçük bir başarıyı bile ödül olarak algıladığı fikrini okumak yerinde oturdu. Edebi roman okurlarına kesinlikle tavsiye etmem; ama öz disiplin, motivasyon ve alışkanlık üzerine okumayı seven kişisel gelişim severler için keyifli ve faydalı bir kitap olacağını düşünüyorum.