Selam, bugün sizlere okuduğum her kitabıyla beni etkilemeyi başaran yayınevinin, ‘Saç Örgüsü’ ve ‘Kazananlar’ kitaplarını çok severek okuduğum yazarından yeni bir kitapla geldim! Bu kitabımız aslında ‘Saç Örgüsü’ kitabıyla biraz bağlantılı, lakin onu okumadıysanız bile bu kitabı okuyabilir ve sorun yaşamazsınız diyor, biraz konusuna geçiyorum:
Lena, yaşadığı korkunç derecede acı verici kayıptan sonra, yıllarını verdiği öğretmenlik mesleğini ve Fransa’daki hayatını geride bırakıp Hindistan’a gitmiştir. Kaybının acısıyla yaşamak dahi istemeyen Lena, okyanus kıyısında bir kaza geçirir ve her gün orada uçurtma uçuran küçük kız tarafından kurtarılır. Bu sayede tanıştığı Kızıl Tugay’ın şefi Preeti, savunmasız kızlara dövüşmeyi öğreten, saldırıya uğrayanları kurtaran bir grubun üyesidir. Lena hem küçük Lalita hem de Preeti ile arkadaş olup onlara ders vermeye başlar, sonra işi büyütmeye ve kimsenin umursamadığı fakir çocuklara bir okul açmaya karar verir. Kendi acısıyla baş etmeye çalışırken, pek çok acılı hayata şahit olan Lena neler yaşayacak, okuyun derim!
Ah ah, kadın olmak, çocuk olmak çoğu coğrafyada zor ama bir de Hindistan’da kast sisteminin en altındaysanız çok çok daha zor. Devlet sizi umursamıyor, üst kastlar insan yerine dahi koymuyor, kendi aileniz bile sizi ya para getirecek bir kapı ya da çocuk yaşta evlendirip kurtulacağı bir yük olarak görüyor İşte Lena böyle bir ülkede, böyle bir kafa yapısı, böyle gelenek ve kurallarla yetişmiş bir coğrafyada kızlara eğitim vermeye çalışıyor. Bir öğretmen olarak onun imkansızı başarması, berbat şartlarda bile eğitim vermesi, ‘dokunulmazlar’ denilerek dokunmanın bile pis sayıldığı bir grup çocuğa umut olması öyle güzeldi ki! Hele ki ‘Saç Örgüsü’nden tanıdığımız Smita’nın hayalinin gerçek oluşu çok duygulandırdı