Büşra

Büşra
Kafesin biri, bir kuş aramaya çıktı. Ig: @readwithbusraa
Puan vermedi·172 syf.··
2026 26. kitabı
·
4 saatte okudu
·
Okunma: 10 Haziran 2026 20:45
Yazarın okuduğum ikinci kitabı olan Uçurtma'yı da çok beğendim. Saç Örgüsü kitabının birebir devamı olmasa da onunla bir bağ kuruyor ve okura tanıdık bir dünyanın kapılarını yeniden aralıyor. Bu kitapta Hindistan'da yaşayan kadınların ne kadar zor şartlarda hayatlarını sürdürdüklerine bir kez daha tanık oluyoruz. Kast sisteminin dayattığı engeller, kadınlara biçilen roller, çocuk yaşta evlilikler ve eğitime erişimdeki eşitsizlikler romanın en çarpıcı yanları arasında yer alıyor. Hayata kaç sıfır geriden başladıklarını görmek insanı derinden etkiliyor. Kitabın merkezinde, geçmişinde yaşadığı büyük bir trajedinin ardından Hindistan'a gelen Lena var. Burada hayata yeniden tutunmasını sağlayacak bir amaç buluyor. Küçük bir çocuğun hayatına dokunmasıyla başlayan bu yolculuk, zamanla birçok kadın ve çocuk için umuda dönüşüyor. Lena, okuma yazmanın ve eğitimin sınıfsal bir ayrıcalık olmadığını göstermek isterken pek çok engelle karşılaşıyor. Ancak yaşadığı mücadeleler, kitabın en etkileyici taraflarından biri haline geliyor. Laetitia Colombani yine sade ama güçlü kalemiyle umut, dayanışma ve eğitimin dönüştürücü gücü üzerine etkileyici bir hikâye anlatmış. “Bilgi güçtü. Eğitim özgürlüğün anahtarıydı.”
UçurtmaLaetitia Colombani · Yan Pasaj Yayınevi · 20231,733 okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Puan vermedi·400 syf.··
2026 25. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 25 Mayıs 2026 19:54
Sam Holland 'ın Gölge Adam 'ından tanıdığımız evrene geri dönüyoruz — bu kez 20 kurbanı numaralandıran bir katille. Seri devam kitabı olduğu için bazı sürprizler önceden bilinen zemine oturuyor; bu da ilk kitabın o sıfırdan inşa edilen gerilimini tam olarak yakalamayı zorlaştırıyor. Yine de son 200 sayfa gerçek anlamda sürüklüyor. Kitabın en güçlü yanı finali. Katilin kim olduğunu hiç tahmin edemedim — polisiye gerilimden beklenen şey tam da bu zaten. Bir adamın kaçırılış sahnesi ve ölümden kurtulan birinin katiline duyduğu karmaşık his ise kitabın en çarpıcı iki anı olarak aklımda kaldı. Gölge Adam'ı okumuş olmanın hem avantajı hem dezavantajı var; bağlantılar anlam kazanıyor ama o ilk keşfin heyecanı bir daha gelmiyor. Serinin burada noktalanması gerektiğini düşünüyorum — üzerine daha fazla ne katılabilir, emin değilim. Gerilim seviyorsanız ya da aranıza keyifli bir kafa dağıtmalık kitap katmak istiyorsanız 20 'yi kaçırmayın.
20Sam Holland · Yediveren Yayınları · 202562 okunma
Puan vermedi·341 syf.··
2026 24. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 11 Mayıs 2026 13:12
Kişisel gelişim türünü sevenler için biçilmiş kaftan olabilir ancak benim için hayal kırıklığı yaratan bir okuma deneyimi oldu. Büyük bir hevesle başladığım kitap, beklentilerimi karşılamadı. Kitabın özü aslında kültürümüzde zaten var olan "damlaya damlaya göl olur" düsturunun modern versiyonu: küçük alışkanlıklar edinerek hedeflerimize daha sağlam adımlarla ulaşabilir, hatta yapmaya korktuğumuz ya da ertelediğimiz şeyleri hayatımıza kalıcı biçimde yerleştirebiliriz. Fikir değerli, ancak yazar aynı mesajı farklı kılıflara sokarak defalarca tekrarlıyor; bu da okuma deneyimini yorucu hale getiriyor. Kendi payıma kitaptan aldığım en somut şey, zaten uyguladığım liste yapma ve tamamlanan işleri işaretleme alışkanlığımın neden işe yaradığını teorik olarak görmek oldu; beyinin küçük bir başarıyı bile ödül olarak algıladığı fikrini okumak yerinde oturdu. Edebi roman okurlarına kesinlikle tavsiye etmem; ama öz disiplin, motivasyon ve alışkanlık üzerine okumayı seven kişisel gelişim severler için keyifli ve faydalı bir kitap olacağını düşünüyorum.
Duygu ve Düşünce
Atomik AlışkanlıklarJames Clear · Pegasus Yayınları · 202221,3bin okunma
Puan vermedi·188 syf.··
2026 23. kitabı
Laetitia Colombani 'nin kaleme aldığı Saç Örgüsü , farklı coğrafyalarda, farklı zamanlarda yaşayan üç kadının hikayesini ince bir iplikle birbirine bağlayan, sade ama derin bir roman. Smita, Giulia ve Sarah — üçü de farklı dünyaların insanı. Biri kast sisteminin en karanlık köşesinde hayatta kalmaya çalışırken, diğeri bir aile mirasını omuzlarında taşıyor, bir diğeri ise kendini kariyerine adamış bir yaşamın içinde sessiz sedasız yıkılıyor. Aralarında ne bir dil ne bir kıta ne de bir dönem ortaklığı var. Yine de bir şeyleri var; kadın olmanın evrensel ağırlığı ve o ağırlığa rağmen ayakta durma inadı. Üç karakter arasında en derin izi Smita bıraktı. Çünkü o, imkânsızlığın tam ortasında duruyor. Kast sisteminin en altında, toplumun adeta görmezden geldiği bir yerde, elinde yalnızca küçük bir umutla yola çıkıyor. Kızına yapılan haksızlıklar ve trene son anda yetişen babanın ardında bıraktığı o hüzün dolu an — orada hem teslimiyet hem çaresizlik hem de yenilmez bir sevgi iç içe geçiyor. İçi burkuyor, uzun süre zihinde kalıyor. Kitabın kurgusu tamamen gerçekçi olmayabilir; üç kadının hikayesinin birbirine bu denli dokunması yer yer bir kurgu gibi hissettiriyor. Ancak Colombani'nin asıl hedefi fiziksel gerçekçilik değil, duygusal gerçeklik. Ve bunu başarıyor. Çünkü kadın gücü evrenseldir — farkında olmadan, görünmeden, hatta birbirini tanımadan bile kadınlar birbirlerine gönülden destek olabilir. Olması gereken de zaten budur. Kitabı kapatırken içinde kalan şey bir his: Biz kadınlar bu evrende kılıçsız savaşçılarız. Kelebek kadar narin ama taş kadar sağlam bir bünyemiz var. Zaman zaman kendimiz için, zaman zaman evlatlarımız için tüm zorluklara göğüs germekten çekinmiyoruz. Karanlığın dibinde bir ışıltıya tutunup hayatları değiştirebileceğimizi biliyoruz. Saç Örgüsü da bize tam olarak
Duygu ve Düşünce
Saç ÖrgüsüLaetitia Colombani · Yan Pasaj Yayınevi · 202017,7bin okunma
Puan vermedi·128 syf.··
2026 22. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 06 Mayıs 2026 13:40
Tarık Tufan 'ın kaleminde her zaman kendine özgü bir his var: gösterişli bir sadelik. Cümleler ne fazla yüklü ne de boş. Bu kitapta da o his karşılıyor sizi ilk sayfadan. Yavaş başlıyorsunuz, biraz mesafeli duruyorsunuz karaktere; ama bir noktada fark ediyorsunuz ki hikâye sizi içine çekmiş bile. Kitabın merkezinde varoluşsal bir yalnızlık var. Ağır, melankolik ve kaçınılmaz bir yalnızlık. Karakterimiz hayalperest biri değil; hatta zaman zaman karamsar. Ama bu karamsarlıkta dürüst bir şey var. Gerçekleri olduğu gibi kabul edip gereğinden fazla güzellememek — bunu yapabilen bir karaktere rastlamak, okur olarak şaşırtıcı biçimde rahatlatıcı. Kitabın en güzel anı, kafesin o sahnesinde saklı. Karakterin kafesteki tahtayı gevşek bırakması — kuşların bir kaçış yolu bulabilmesi için — küçük ama çok katmanlı bir jest. Çaresizliğin içinde bile ufak bir ışık hüzmesi aramanın, bunu başkası için bırakmanın sembolü. İnsan o sahneyi kapatıp üstünden geçemiyor, zihninde bir yerlerde asılı kalıyor. Bununla birlikte kitabın bazı sınırlarını da teslim etmek gerek. Roman derinliğini hissettirmek için gereken ağırlığa tam olarak ulaşamıyor. Varoluşsal yalnızlık gibi geniş ve ağır bir tema, zaman zaman fazla dar bir kanala akıtılıyor. Yazar çaresizliğin çözümünü büyük ölçüde dini ve ilahi bir sığınakta buluyor; dua ve imanın getirdiği huzur, kitabın başvurduğu ana teselli kaynağı oluyor. Bu tercih, yazarın dünya görüşünü metne açıkça yansıttığını düşündürüyor. Rahatsız edici değil, fakat evrensel bir soruyu tek bir eksene bağlamak, kitabın ulaşabileceği derinliği biraz daralttığı da hissettiriyor. Yine de keyif aldım. Tarık Tufan'ı sevenler için tanıdık ama doyurucu bir okuma. Özellikle kendini yorgun, yalnız ya da anlam arayışı içinde hissedenlere iyi gelecek bir kitap. Bir çözüm sunmuyor;
Duygu ve Düşünce
Ve Sen Kuş Olur GidersinTarık Tufan · Doğan Kitap Yayınları · 202011,6bin okunma