10/10
·92 syf.··
Beğendi
·
2018 155. kitabı
SUÇÜSTÜ/Hüseyin Akın Karabatak Dergisi bir adamı borcu için öldürmüşler tam o anda bir çiçekçi dükkanının önünden geçiyorum adamın eşi onu yıllar önce bırakıp gitmiş mi ne çok çiçek var kırmızı, pembe, sarı. ben en siyah olanını seçiyorum Ispartalıymış, emekli olmak için uğraşıyormuş İski'den siyah çiçekler şu sıralar çok rağbette diyor çiçekçi kadın eşi bilmese de adam da çiçek satıyormuş eskiden yirmi yetmez diyor beş lira daha istiyor toprağı senden diyor günü geçmiş bir gazeteyle örtmüşler adamın üstünü çiçekçiden çıkarken bir anda akşam oluyor, işçiler dağılıyor ölmüş bir adamı ne diye gazeteyle örterler diyorum içimden elimde çiçek tam geçerken atatürk büstünü arkadaşın biri katilin yakalandığı haberini veriyor internetten bu siyah çiçeklere antoryum mu gülhatmi mi diyorlarmış yalan olmasın akbilini doldurmuş karşıya geçmek için adam tam on dakka evvel cinayetten İyi de toprağı nereden bulacağız bu çiçeği yaşatmak için adamın başında yere kapaklanmış kadın maktulün annesi olmalı toprak bulduk diyelim, sonra bunun güneşi, suyu... şimdi kurdeleyle çeviriyor polis ölümün etrafını ben bu gülü niye aldım üstelik siyah, bunun bir izahı yok olay yeri inceleme alanında ölüm ve hayat seçiyor tarafını insan bir şeyler söylemek için hayata dair yaklaşır çiçekçilere o siyah pardösülü adam tam ortasında durdu ölümün galiba savcı giderken 'yine bekleriz' demedi hiç, o çiçekçi kadında kaldı aklım iki kadın konuşuyorlardı, kuyumculuk yapan bir oğlu varmış adamın çemberlitaşta neyse dedim, dünya böyle; kimimize toprak lazım, kimimiz toprağa lazım ne de olsa yaşamak için vuruşanlar ölür bu meydanda bu savaşta ölen adamın avuçlarında sımsıkı tuttuğu yıpranmış kağıt beş lira en kötüsü, bu çiçeği ben şansıma küsüp talihimin yakasına takarım öldürülmüş adamların hala işleyen bir saatleri olabiliyor kollarında, garip bir de şu var, eve gittiğimde 'bu çiçeği nerden buldun' derse karım.. önce saatini çıkardılar sonra takma dişlerini, adam kurtuldu ağırlıklarından saat yediyi yirmi beş geçiyordu ve havanın karardığı fark edilmiyordu çiçekten şimdi oturma odasında dünyanın freni patlamış bir cenaze arabası yok, bulamadım dünya gibisini, dolaştım bütün oyuncakçıları benim çiçek aldığım yerde kaşkol örüyordu bir kadın torununa şimdi hatırladım öldürülen adamın bir de ölmeyen kardeşi vardı trafikten bir yerlerde birileri hiç yoktan ölüyorsa bunda çiçekçilerin de suçu vardır. adamı çelenge ve ağıtlara sardılar borç yüzünden öldüğü anlaşılmasın diye bilmeden kanatır hayatı her çiçek soldurur ömrün yapraklarını bir adamdan bir ömrün üşüyen dalları kalır geriye yürüyoruz, bir sürü yaralı kuş, yaralı çiçek geçiyor önümüzden adamın vurulup düştüğü yerdeki kanı yıkıyor temizlikçiler, kanı yerde kalmıyor. kan neden kırmızı kanıyor diyorum, gece neden siyah, inerken metrobüsten destursuz nasıl girer ölümün odasına bir çiçek, benim aklım almıyor. benim aklıma bir çiçek nasıl girer hiç sormadan destursuz, maktul konuşsun artık, yol ortası, suçüstü; çiçekçi kadın sen sus!
Şiir
Yan TesirHüseyin Akın · Şule Yayınları · 201961 okunma
·
86 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.