Yeraltından Notlar benim için okurken en çok düşündüren ama aynı zamanda en çok zorlayan kitaplardan biri oldu. Açıkçası bazı yerlerde hayran kaldım, bazı yerlerde ise “bu ne ya” dediğim oldu.
Fyodor Dostoyevski burada klasik bir hikâye anlatmıyor. Daha çok bir insanın iç sesiyle baş başa kalıyorsun. Ve o iç ses… baya karanlık. Okurken sanki birinin zihninin içine girmişim gibi hissettim. Ama o zihin öyle rahat bir yer değil.
Ana karakterle ilgili en garip şey şu: Adamı sevemiyorsun ama tamamen de haksız diyemiyorsun. Sürekli çelişiyor, kendini küçümsüyor, sonra bir anda kendini yüceltiyor. Okurken bazı anlarda “aynı şeyi ben de düşünmüştüm” dedim, sonra kendimden rahatsız oldum açıkçası.
Kitabın ilk kısmı tamamen düşünceler üzerine kurulu. Orası biraz ağır geldi bana. Yani sürekli analiz, sürekli sorgulama… bir noktadan sonra kafa yoruyor. Ama ikinci kısımda olaylar biraz daha somutlaşınca daha rahat okudum.
En çok hoşuma giden şey, kitabın insanın en sakladığı tarafları ortaya çıkarması oldu. Hani herkesin içinde olan ama söylemeye çekindiği düşünceler vardır ya… bu kitap onları direkt yüzüne vuruyor. Bu yüzden okurken biraz rahatsız oluyorsun ama bir yandan da etkileniyorsun.
Açık konuşayım, akıcı bir kitap değil. Okurken durup düşünmen gerekiyor. Hatta bazı cümleleri tekrar okudum. Ama buna rağmen bıraktığı etki güçlü. Çünkü kitap sana bir şey “anlatmıyor”, seni kendi içine bakmaya zorluyor.
Benim için bu kitap, sevmesi kolay olmayan ama etkisi büyük bir kitap oldu. Herkese hitap etmez ama okuyanı boş da bırakmaz.
Kısacası Yeraltından Notlar benim için karanlık, yorucu ama bir o kadar da gerçek bir kitaptı. Okurken zorladığı anlar oldu ama bitince “iyi ki okumuşum” dedim.