İnsan Ne ile Yaşar benim için okurken içimi yumuşatan, bitince de sade ama güçlü bir etki bırakan bir kitap oldu. Hani böyle bağırmadan, zorlamadan ama direkt kalbe dokunan hikâyeler vardır ya… tam olarak öyleydi.
Lev Tolstoy burada öyle karmaşık bir kurguya girmiyor. Aslında çok basit bir hikâye anlatıyor ama verdiği mesaj o kadar net ve güçlü ki, insan ister istemez durup düşünüyor. “Gerçekten insan ne ile yaşar?” sorusu kitap boyunca aklımda döndü durdu.
Açık söyleyeyim, kitabın sadeliği beni en çok etkileyen şey oldu. Süslü cümleler yok, gereksiz uzatma yok. Ama buna rağmen her satırın bir anlamı var. Okurken bazen “bu kadar basit anlatılıp bu kadar derin nasıl olunuyor?” diye düşündüm.
Karakterler üzerinden verilen mesajlar baya insani. Özellikle merhamet, paylaşmak, sevgi gibi kavramlar çok doğal bir şekilde işlenmiş. Yapay durmuyor, öğüt veriyormuş gibi hissettirmiyor. Daha çok yaşanmış bir şey gibi geliyor.
Bazı yerlerde kendimi düşündüm açıkçası. Günlük hayatta fark etmeden ne kadar bencil olabildiğimizi, küçük şeyleri ne kadar büyüttüğümüzü fark ettim. Kitap böyle sessiz sessiz yüzleştiriyor insanı.
Okurken içimde böyle huzurlu bir his oluştu. Çok nadir kitaplar bunu yapabiliyor. Ne geriyor ne yoruyor, ama boş da bırakmıyor. Bitince insanın içi biraz daha sakin oluyor gibi.
Kısacası İnsan Ne ile Yaşar benim için sade ama çok değerli bir kitaptı. Büyük laflar etmeden büyük şeyler anlatan, insanın içine dokunan bir eser.