Bir Evin Değil, Bir Geçmişin Yıkılışı
Puan vermedi·232 syf.··
2026 128. kitabı
Yaklaşık üç yıl önce 1 Mayıs 2023 tarihinde Leyla’nın Evi’ni okumaya başladığımda, bunun sıradan bir İstanbul romanı olmadığını daha ilk sayfalardan hissettim; çünkü bu kitap sadece bir mekânı değil, o mekânın içinde biriken hatıraları, sınıf farklarını, kaybedilenleri ve yerinden edilmenin insanın ruhunda açtığı yarayı anlatıyor. İstanbul’da geçen hikâyelere zaten ayrı bir zaafım var ama bu kitapta o şehir sadece bir arka plan değil, adeta yaşayan bir karakter gibi. Osmanlı kökenli bir aileden gelen Leyla’nın, dedesinden kalan yalı satıldıktan sonra müştemilata sığınması ve ardından oradan da çıkarılması, aslında tek bir insanın değil, bir dönemin yavaş yavaş silinişinin hikâyesi gibi geldi bana. Leyla’nın evden atılmasıyla birlikte Yusuf, Roxy ve Ali Yekta Bey’in yollarının kesişmesi ise hikâyeye ayrı bir derinlik katıyor; çünkü her biri başka bir dünyadan geliyor ama aynı kırılmanın içinde buluşuyorlar. Zülfü Livaneli burada yine en iyi yaptığı şeyi yapıyor; farklı hayatları tek bir hikâyede bir araya getirip okura hem akıcı hem de düşündüren bir anlatım sunuyor. Kitabı okurken sık sık şunu düşündüm: mülk, iktidar ve itibar dediğimiz şeyler aslında ne kadar geçici ve bir o kadar da acımasızca el değiştirebiliyor. Her satırında bir sitem, bir kırgınlık ama aynı zamanda ince bir umut var. Açıkça söylemeliyim ki, Livaneli’nin eserleri arasında beni en çok etkileyen kitap Kardeşimin Hikâyesi olmuştu ama bu kitap ondan sonra gelen en güçlü etkiyi bıraktı bende; çünkü burada anlatılan sadece bir hikâye değil, bir kayboluşun, bir dönüşümün ve insanın tutunma çabasının çok gerçek bir yansıması. Kitap bittiğinde içimde hafif bir hüzün ve uzun süre geçmeyecek bir düşünce kaldı; bazı evler sadece duvarlardan ibaret değil, insanın geçmişidir ve o geçmiş yıkıldığında insan da bir parça eksiliyor.
Toplumsal Değişim
Leyla’nın EviZülfü Livaneli · İnkılap Kitabevi · 202135,4bin okunma
·
42 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.