Puan vermedi·152 syf.··
2026 3. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 29 Mart 2026 01:16
#alıntı Kimi eskimiş çiçeklerin başları, asılmış bir kadının başı gibi öne sarkar Faik İrfan Elverir kendini kurtardı. Azmine bağlıyordu bu kurtuluşunu. Bir türlü sevemediği tek arkadaşı Ercan'ın babasından özenip öyle seçmişti mesleğini. Kardeşlerini, annesini, babasını dahi sevmez, bana sorarsanız kendisini de içten içe sevmez. Bir hırsızdır o. Başkalarının hayatlarını çalmaya gücü yetmeyince Ercan'dan boya kalemi, silgi çalan Faik İrfan Elverir, mahkemede Melek konuşmadığı için deliriyordu. Susmasını meydan okumaya yoruyor, adını bile yakıştıramayıp şeytan diyordu ona. Melek de biliyor ağzını açamadığını. Bilemiyor çünkü ne diyecegini. Suçluyorlar onu. Aile evinde yediği dayakları bile aratacak şeyleri hatırlıyor. Başkalarının utancını taşıyor kalbinde. Korkmayanların korkusunu hissesiyor bedeninde. Faik'in ise Melek'de gördüğü şeytan Melek'in serçe parmağı kadardı. Kendi şeytanı ile asla yarışamaz. Melek kendi şeytanını kızıp kızıp susarak besliyor, konuşamadığı için başkasının ağzına boklu bez sürüp ödeşiyordu. Yalçın, bir bahçıvan çocuğu olarak, koparıldığını düşündüğü, koklana koklana solmuş bir gülü tekrar canlandırmaya çalışıyordu. Zambağı kendi gezdiği bahçeye ekmek istiyordu, kendine saklamak. Melek'in cümleleri kafasında nasılsa kağıtta da öyle. İçiçe. Virgül, nokta yok. Nasıl olsun ki?! Nerede durup nokta koyabilir, nerede nefeslenip virgül koyabilir. Ağzından konuşamadığı için durduraksız akan zihninde nereye tutunabilir. Gerçek bir olaya dayanan on beş yıllık bir emeğin ürünü "Asılacak Kadın" Ağzı olup dili olmayan, olamayan kadınlar adına konuşan, yazan Pınar Kür'e sonsuz teşekkürler.
Asılacak KadınPınar Kür · Can Yayınları · 202611,6bin okunma
·
15 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.