Gönderi

Puan vermedi·491 syf.··
2026 10. kitabı
DUYGUSAL EĞİTİM I Flaubert’in Duygusal Eğitim’i, 1848 Devrimi’nin toplumsal çalkantılarıyla harmanlanmış, tutku ile eylemsizlik arasında sıkışan modern bireyin mutlak hüsranının epopesidir; merkezsiz bir karakter olan Frédéric Moreau’nun, imkansız aşkı Madam Arnoux’ya duyduğu romantik özlemi hiçbir zaman gerçeğe dönüştüremeyişini, Lukácsçı anlamda dış dünyanın "kötü doğasına" çarpan her idealin nasıl birer metaya ya da anlık bir "tat"a dönüştüğünü sergiler. Roman boyunca bir kıyıdan diğerine savrulan, arzularını başkalarının gözleri üzerinden (mimetik olarak) kuran ve acılarını bile birer sanat eseri gibi estetize ederek sorumluluktan kaçan Frédéric, ömrünün sonunda elinde kalan tek şeyin yaşanmamış bir gençlik anısının soluk nostaljisi olduğunu fark eder; böylece Flaubert, hayatın görkemli bir trajedi değil, zamanın aşındırıcılığı altında her şeyin sıradanlaştığı, "dümdüz bir çizgi çekilemeyen" bir anlam erozyonu olduğunu ilan eder. II Frederic Moreau, kararsız bir karakterdir. Anlık bir ruh haliyle sürekli merkez değiştiren, romantik ironin ete kemiğe bürünmüş halidir. Dalgalı ve ne isteğini bilmeyen kırılgan öznenin, kendi deyişiyle, düz bir çizgi tutturamamış temsilcidir. İlahileştirirlmiş bir aşk, bırakamadığı burjuva hayatı arasında sallanan hayatını kendine yük olarak her yere taşıyan Frederic, sorumluluk kaybı yaşayan bir Muzdariptir. Kitabın sonunda yakın arkadaşı Daslauries ile dertleşirken belleğin geçmişi yeniden kurma özelliğiyle geçmişini yeniden kurmuş fakat aynı zaman da bu nostaljik bunalım sayesinde şimdi’yi hiçleştirmiştir. “-en mutlu çağımız o göndermiş, dedi frederic -evet haklısın galiba! Dedi Daslauries. En mutlu çağlarımız o günlermiş” Kitap boyunca gördüğümüz şey eğitim değil, ferederic’in gitgide çıkmaza girdiği bir aşınımdır. Kitabın ismi bu anlamda bir at başlık olarak duygusal aşınım da yazabilir hanesine. III Modern romanın kurucusu olarak görülen Flaubert, romanda dilsel bir devrim yaparak dili ve biçimi modern romanın merkezine koydu. bu anlamda dilsel Moratti’nin Mucizevi Göstergeler kitabında ifade ettiği gibi, Flaubert için, “insan hiçbir şey, eserse her şeydir.” Bu anlamda Kendinden önceki yazarların kendi karakterlerine müdahale etme meselesini rafa kaldıran Flaubert, karakterlerine karşı nesnel bir tavır takınarak yorumu okuyucuya bırakmış bu konuda,”yazar yapıtında Tanrı gibi olmalıdır; her yerde hissedilmeli ama hiçbir yerde görülmemelidir” demiştir. Lukacs’ın -muazzam kitabında- Roman Kuramı’da bellirttiği gibi, “avunuşuz perişanlığıyla gerçek epik nesnelliğe” ulaşmış nadir bir yazardır. Bourdieu, (Sanatın Kuralları ktabında Bourdieu, edebiyat alanının özerk bir iktidar ağı haline gelişinin muazzam çözümlemesini sunar) Flaubert için, “ sadece bir romancı değil; edebiyatın ‘oyun kuralarını’ yeniden yazan bir mimardır” derken haklıdır.
Duygusal EğitimGustave Flaubert · İletişim Yayınları · 2007498 okunma
·
32 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.