·180 syf.··Beğendi
···Okunma: 11 Nisan 2026 00:30 Kürk Mantolu Madonna bittiğinde elimde kalan tek şey, boğazımda düğümlenen o ağır yaşanmamışlık hissi oldu.
Kitap boyunca Raif Efendi’nin o silik, ürkek ve hayata karşı savunmasız duruşu beni yer yer derin bir kederin içine itti, yer yer de büyük bir öfkeye boğdu. Raif, kendi hayatının başrolünü oynamaktan vazgeçmiş, trajedisini sessizce kabullenmiş bir karakter. Fakat beni asıl sarsan ve sinirlendiren şey Maria Puder’in kaybından ziyade; aralarında yaşanması bu kadar mümkünken, sessizlikle feda edilen o hayat oldu.
Sabahattin Ali, bir insanın dış dünyaya kapattığı kapıların ardında nasıl fırtınalar kopabileceğini muazzam anlatmış. Ancak Raif Efendi’nin o "her şeye boyun eğen" hali, kaçırılan fırsatların pişmanlığıyla birleşince okuyucuya şu soruyu sorduruyor: Bir insan, kendi mutluluğuna neden bu kadar yabancı kalır?
Özetle; Bu sadece bir aşk hikayesi değil; korkaklığın, gecikmişliğin ve bir daha asla geri gelmeyecek olan o "anların" yasını tutan bir eser. İçimde hem Raif’e sarılmak isteyen bir şefkat hem de onu sarsıp uyandırmak isteyen bir kızgınlıkla bitirdim kitabı.