Sezgin Kaymaz’ın o kendine has dünyasına bir kez girdin mi, oradan kolay kolay çıkamıyorsun. Farfara da tam olarak böyle bir kitap. Kurgunun işleniş biçimine bayıldım. Hem birbiri ile bağlantılı, hem hepsi bağımsız ayrı bir konu işler gibi yazılmış kişiler ve hikayeleri, yaşadıkları. Lucky okduğum zaman gibi, acaba bunları ortak bir noktada nasıl birleştirecek yine dedim, çok da güzel şekilde birleşmişler valla.
Sonunda her şey ve herkes müthiş bir uyumla birbirine bağlanıyor. Hiçbir karakter havada kalmıyor, hiçbir olay öylesine anlatılmış hissi vermiyor, her bir parça o büyük ve anlamlı resmin vazgeçilmez bir ögesi haline geliyor.
Karakterlerin derinliği ve gerçekçiliği ise kitabın kalbini oluşturuyor. Farfara’daki insanlar sadece kağıt üzerinde birer isim değil. Sanki sokağa çıksak, bir köşe başında onlardan biriyle karşılaşacakmışız kadar canlı ve kanlılar. Yazarın bu karakterleri birbirine bağlama şekli, hayatın içindeki o tuhaf ama güzel rastlantıları anımsatıyor. Kitap bittiğinde, o insanların bir yerlerde hala yaşamaya devam ettiğine inanmak istiyor insan. Sadece olay örgüsüyle değil, okura bıraktığı hisle de çok güçlü bir kitap. Eğer hayatın içinden, hem şaşırtan hem de o kurgu becerisiyle hayran bırakan samimi bir hikaye arıyorsanız, Farfara kesinlikle doğru tercih.